Allah ekmeğini yağlı etsin.
Allah cennetine koysun.
Allah dirlik-düzenlik versin.
Allah kesene bereket versin.
Allah hayır versin, hayırlar versin; bizden uzak olsun.
Allah yolunuzu açık etsin.
Allah refahınızı artırsın.
Allah ziyade etsin.
Sanat, Edebiyat, Dil, Kültür; Osmanlı Türkçesi / Osmanlıca örnek metin ve okunuşları
Allah ekmeğini yağlı etsin.
Allah cennetine koysun.
Allah dirlik-düzenlik versin.
Allah kesene bereket versin.
Allah hayır versin, hayırlar versin; bizden uzak olsun.
Allah yolunuzu açık etsin.
Allah refahınızı artırsın.
Allah ziyade etsin.
Bilindiği gibi 26 Aralık 1925'te hicri takvimden miladi takvime geçildi (698 sayılı Kanun). 1 Ocak 1926 yılından sonra da miladi takvim kullanılmaya başlandı. Ancak tarihi, edebi, siyasi birçok belgenin kayıtları hicri takvime göre tutuldu. Bu evrakların doğru kayıtlarının tutulabilmesi için hicri-miladi çevirici veya miladi-hicri çeviriciye ihtiyaç bulunmaktadır. Bunu yapan siteler mevcut. Ancak kendisi excel'de bu tarihi çevirme ihtiyacı hissedenler için miladiyi hicriye çevirme formülü şu şekilde:
=METNEÇEVİR(A1;"[$-ar-sa,106] gg.aa.yyyy")
Bu formül A1 hücresine girilen miladi tarihi; gün, ay, yıl olarak hicri tarihe yine gün, ay, yıl olarak çevirir. Bugünün tarihini çeviren örnek:
Aynı tarih şu adreste aşağıdaki gibidir:
http://www.osmanlicagazeteler.org/TarihCevir.php?calendar=miladi&day=20&month=4&year=2024
Hicrî ve milâdî takvim nasıl yazılır?
Bu arada hicri takvim ve miladi takvim ifadeleri küçük harflerle yazılır. Ayrıca her iki kelimenin sonunda nispet î'si denen uzun î bulunur. İfadelerin doğrusu hicrî takvim ve milâdî takvim şeklinde olur.
1. EĞERORTALAMA FORMÜLÜ KULLANIMI (AVARAGEIF)
Karışık bir liste var. Bu listedeki herhangi bir dersin bütün notları toplansın. Sonra bu notların ortalaması alınsın. Bunu bütün dersler için yapsın. Şu listede kayıtlı derslerin ortalamalarını almak için kullanılacak formül:
Kelimede Anlam Değişmeleri
Kelimeler, zamanla farklı sebeplerden anlamlarını değiştirebilir. Mesela "yavuz" kelimesi eskiden kötü anlamıyla kullanılırken bugün iyi anlamıyla kullanılmaktadır. Burada yavuz kelimesinde anlam iyileşmesinden bahsetmek mümkündür. Bu bazen anlam kötüleşmesi şeklinde de görülebilir. Mesela "amele" kelimesi işçi anlamına gelirken bugün vasıfsız, kötü insan gibi anlamlarda kullanılmaktadır. Anlam iyileşmesine benzer bir örnek güzel adlandırmadır. Güzel adlandırmada ise insanlar bir kelimeyi, kavramı doğrudan kullanmak istemediklerinde ortaya çıkar. Ancak burada kısa kelimenin daha uzun halinin kullanılması söz konusudur. Mesela "cin" kelimesi üç harften oluşurken onun yerine kullanılan üç harfliler ifadesi daha uzundur. "Verem" beş harften oluşurken onun yerine kullanılan ince hastalık on iki harften oluşur. Buna benzer farklı bir kullanım ise dolaylama olarak karşımıza çıkar. Bir sebepten söylenmeyen kelime daha uzun ve dolaylı biçimde söylenir. Mesela "kömür" demek yerine kara elmas "pamuk" yerine beyaz altın, "tüfek" yerine delikli demir, "turizm" yerine bacasız sanayi demek gibi. Burada amaç, benzetme veya işleve vurgu yapmaktır. Mecaz-ı mürsel-ad değişmece olarak karşımıza çıkan anlam değişmesinde ise benzetme amacından çok bir ilişki kurularak yapılır. "Tencere kaynıyor." cümlesinde kaynayan tencere değil içindekidir (iç-dış ilgisi). "Gol, altın kafadan geldi." cümlesinde kastedilen futbolcuyken anlamda futbolcunun bir parçası yer almıştır (bütün-parça). "Rahmet yolları kesti." cümlesinde rahmet/yağmur nedeninin bereket sonucunu doğurması (neden-sonuç) kastedilmiştir. "Fuzuli'yi okumadım." cümlesini kuran kişi sanatçının ismini söylemiştir ama kastettiği sanaçının ürünü, eseridir (sanatçı-eser). "Kamptakilere Batı'da Ortaçağ kalıntılarını gördüğümü söylemeliyim." cümlesinde birden çok mecaz-ı mürsel örneği vardır. Kamptakiler-insanlar, Batı-Avrupa, Ortaçağ- 476-1453 tarihlerini anlatmaktadır.
Bir kelimenin dar ilk anlamı dışında daha geniş yeni bir anlam kazanmasına denir. Mesela "yol" kelimesi insanların ulaşımı sağladığı alan dar anlamından çıkıp insanların bir olay, durum karşısında tuttukları yol-yöntem-tarz anlamına gelmesi anlam genişlemesidir.
Bunun tersi ise anlam daralmasıdır. Bir kelime, geniş anlamını kaybedip daha dar anlamıyla kullanılmasına anlam daralması denir. Türkçedeki "yemiş" kelimesi ilk anlamıyla meyve demekken bugün yemiş ifadesi incir için kullanılmaktadır. Benzer bir örneği çekirdek kelimesinden vermek mümkündür. Çekirdek, meyvelerin sert kabuklu tohum kısmına denirken bugün çekirdek ifadesi ayçiçeği yerine kullanılmaktadır. Mesela "artist" kelimesi Fransızcada sanatçı anlamına gelirken Türkçe sahne sanatçıları için kullanılan bir ifadeye dönüşmüş ve artist kelimesi anlam daralmasına/değişmesine uğramıştır.
Hızlı Gençliğim
Gene eski günler aklıma düştü
Nerde kaldı benim hızlı gençliğim
Bir şey anlamadım ne çabuk geçti
Nerde kaldı benim hızlı gençliğim
Adın ney deseler bilmez şaşardım
Koşu yapsak en arkada koşardım
Ata binsem ilk adımda düşerdim
Nerde kaldı benim hızlı gençliğim
Hele çok korkardım yağmur yağmadan
Evden çıkamazdım güneş doğmadan
Sabah kalkamazdım anam dövmeden
Nerde kaldı benim hızlı gençliğim
Uzaklaşmaz hep yakında gezerdim
Güçlü idim domatesi ezerdim
Diz boyu göl bulsam iyi yüzerdim
Nerde kaldı benim hızlı gençliğim
Rüyamda kendimi dev gibi gördüm
Bir tenha bulursam cesurum derdim
Gördüğüme çatar çok sopa yerdim
Nerde kaldı benim hızlı gençliğim
Cuma gün kalkardım Pazar gün yatsam
Dokuzu yiterdi on keçi gütsem
Kuşluk kovalardı bir işe gitsem
Nerde kaldı benim hızlı gençliğim
Bitti Kara Mehmet arzum muradım
Ömrüm geldi geçti neye yaradım
Geri gelmez o günleri aradım
Nerde kaldı benim hızlı gençliğim
Âşık Kara Mehmet
Kaynak:
Türk Edebiyatında Mizah Sempozyumu Kitapçığı
ÇUKUROVA ÂŞIKLIK GELENEĞİNDE MİZAHİ YALANLAMALAR, TAŞLAMALAR-TAKILMALAR, ATIŞMALAR-Erman ARTUN