Translate

Salı, Ağustos 28, 2018

Damsız girilmez ne demek ne anlama gelir?




Damsız girilmezle ilgili İnternetten alıntılar...


Türkçede kullanılan "Damsız girilmez." deyimi "Bir eğlence merkezine girerken yanında kız arkadaşın olmadan içeri giremezsin." anlamına gelmektedir. Burada da kullanılan "dam" kelimesi Fransızca'dan dilimize girmiştir. “Dans esnasında erkeğe eşlik eden kadın, dansta kavalyenin eşi” anlamındadır.
Latince bir kelime olan "dame" Fransızcaya geçmiş olan kelime, eğlence merkezindeki dans sırasında erkeğe eşlik edecek kadın olarak Türkçede yer bulmuştur. Kelimenin ikinci anlamı, üzerinde kadın resmi olan kart,  kâğıt ( maça/kupa damı gibi) manasındadır.
Dam kelimesiyle benzer okunuş ve yazılışa sahip Türkçedeki diğer kelime, kelime grubu, deyim ve atasözleri de vardır.
Eski Türkçede gelen evin çatısı anlamındaki tam/dam ise temel anlamıyla duvardır. Evlerin, binaların üzerindeki örtü,  çatı anlamlarındaki dam hâlâ kullanılmaktadır: Evin damı aktı. / Şair Nedim damdan dama kaçarken öldü iddiasının doğru olmadığını edebiyat profesörü Muhsin Macit söylüyor.
Kelimenin anlam genişlemesiyle küçük bina, ev, derme çatma ev anlamlarını kazandığı görülmüktedir. ( bağ damı, tütün damı, hayvan damı gibi): Damdan ekmeği al, gel. Üzeri toprak kaplı küçük ev, köy evi anlamın yanında hayvanların barındığı, korunduğu yer anlamıyla kullanılan kelimenin sonraki anlamı da bu anlamla ilişkili olmalıdır.
Kelime argoda belki biraz da olumsuz ve kötü şartlardaki mekan görüntüsüyle hapishane, tutukevi anlamındadır. Cezaevine, hapishâneye tıkılmakla dama tıkılmak aynı anlamda kullanılır. Kelimenin hayvan barınağı, ahır anlamları da vardır: öküz damı.
            “Dam”la ilgili diğer deyimlerden ilki dam ağasıdır. Hapishanede bir şekilde diğer mahpus ve mahkûmlar üzerinde hâkimiyet kuran kişiye dam ağası denir.



"Dam"la ilgili günlük hayat resimleri


Diğer deyim çatıdaki yağmur suyunu,  karı temizlemek veya kırılan,  tahrip olan kiremitleri tamir etmek anlamındaki dam aktarmaktır. Dam yuvalamak, çatı aktarmak da benzer durumları ifade için kullanılır.
Sığınılacak, baş sokulacak yer dam altı; evlerin tavan aralarında kaldırılıp dama çıkılan kapağa dam bacası/kapağı olarak bilinir.
Maden ocaklarında çökme tehlikesine karşı her yanı direkle örülen boşluğa domuzdamı, halk ağzında yemek pişirilen yer, aşevi, mutfak anlamlarında aş damı ve hamam anlamında ısıdam damla ilgili kullanılan diğer kelimelere örneklerdir. Her zaman yeşil ve etli yapraklı bir bitki dam koruğu da damla kullanılan çok yıllık bir bitki türüdür.

“Dam”la ilgili atasözü ve diğer kelime grupları:

Dam üstünde saksağan vur beline kazma
(Söylenen sözün saçmalığına işaret etmek için kullanılır.)

Dam yandı içindeki sıçan da  yandı
(Kayıp büyük ancak onun verdiği rahatsızlık da yok oldu.)

Damdan düşen, damdan düşenin halini bilir/ halinden anlar
(Başına bir iş gelenin halinden en iyi o hali daha önce yaşamış anlar.)

Damdan çardağa atlamak
(Cümleler arasında mantık ve anlam bağı kurmadan konuşmak, konudan konuya/daldan dala atlamak)

Damdan düşercesine
(Birden bire, alakasız, yersiz olarak)

Dama çıkmak
(Cinsel isteğin fazlalığı, azgınlaşmak, kızmak)

Eve dama girmemek
(Sürekli gezmek, ilgisiz ve şımarık davranmak)

Damda havuç deli Ayşe
(Aklına geleni yapıveren münasebetsiz kişiler için kullanılır.)

Dam üstünde çul seren sevgiliyi merkeze alan bir türkü:
Dam üstüne çul serer leyli de yar loylu da yar loy loy loy
Bilmem yar kimi sever ha leylim nenni de
Kınalım nenni de belalım nenni de nenni
Onun bir sevdiği var leyli de yar loylu da yar loy loy
Günde on çeşit giyer ha leylim nenni de kınalım
Nenni de belalım nennide nenni
Onu bana verseler leyli de yar loylu da yar loy loy
Cihana bildirseler ha leylim nenni de
Kınalım nenni de belalım nenni de nenni
Varsam yarin yanına loylu da yar loylu da yar loy
Sabahtan öldürseler ha leylim nenni de
Kınalım nenni de belalım nenni de nenni
Al taşı kaldırsalar leyi de yar loylu da yar loy loy
Yılanı öldürseler ha leylim nenni de
Kınalım nenni de belalım nenni de nenni
Küçükten yar seveni leyli de yar loylu da yar loy loy
Cennete gönderseler haleylim nenni de kınalım nenni de
Belalım nennide nenni

Pazar, Ağustos 19, 2018

Sanatçıların Lakapları, Mahlasları


Yazar, şair ve sanatçılar çeşitli sebeplerden birçok lakap, takma ad, mahlas kullanmıştır. Bu yazıda onlara yer verilecektir.

Halide Nusret Zorlutuna(1901-1984)-Yazarların Annesi
Hayatı üç bölüm halinde incelenebilecek olan (aşkı, yurt güzelliklerini ve mistik hayatı anlattığı dönem) ve Git Bahar adlı eseriyle meşhur olan Halide Nusret Zorlutuna, 1983'te ümmü'l muharrirat-yazarların annesi ilan edilmiştir.

Arif Nihat Asya-Bayrak Şairi
1904-1975 yılları arasında yaşayan öğretmen, siyasetçi ve şair Arif Nihat Asya, milli değerleri ve dini heyecanı işleyen şiirleriyle meşhurdur. 5 Ocak 1922'de düşman işgalinden kurtulan Adana'nın kurtuluş gününde okunması için 1940'ta Bayrak Şiiri'ni yazan Arif Nihat Asya, bu şiiriyle bayrak şairi unvanını aldı. Adana Büyükşehir Belediyesi şair unutmuyor ve Bayrak Şiirini Güzel Okuma Yarışması düzenliyor. Belediye bu yarışmaya 175 bin lira ayırdı.

Bayrak Şiiri
Ey, mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü!..

Kızkardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
Sana benim gözümle bakmayanın
Mezarını kazacağım!
Seni selamlamadan uçan kuşun
Yuvasını bozacağım.
Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver !
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.
Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
Gölgene sığındık.
Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
Barışın güvercini, savaşın kartalı...
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.
Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen !
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim !





Ahmet Kutsi Tecer(1901-1967)-Folklorcu Şair
Sivas'taki Halk Şairleri Bayramı'na giderek Aşık Veysel, Talibi, Ali İzzet gibi halk şairlerini Türk edebiyatına tanıtan, Yunus Emre ve Karacaoğlan'la ilgili araştırmalar yapan,  Orada Bir Köy Uzakta / Nerdesin? şiirleriyle meşhur olan Ahmet Kutsi Tecer'in en büyük özelliklerinden biri de Anadolu efsane ve masallarına eserlerinde yer vererek memleketçi şiire destek olmasıdır. Bu da şaire Folklorcu Şair unvanının verilmesine sebep olmuştur.

Nerdesin
Geceleyin bir ses böler uykumu,
İçim ürpermeyle dolar: – Nerdesin?
Arıyorum yıllar var ki ben onu,
Âşıkıyım beni çağıran bu sesin.

Gün olur sürüyüp beni derbeder,
Bu ses rüzgârlara karışıp gider.
Gün olur peşimden yürür beraber,
Ansızın haykırır bana: -Nerdesin?

Bütün sevgileri atıp içimden,
Varlığımı yalnız ona verdim ben.
Elverir ki bir gün bana derinden,
Tâ derinden bir gün bana: -Gel desin.



Kemalettin Kamu (1901-1948)-Gurbet Şairi
Bingöl Çobanları adlı şiiriyle meşhur olan ve İstanbul'un işgali üzerine yazdığı Gurbet şiirinde "Ben gurbette değilim/ gurbet benim içimde." mısrasıyla ön plana çıkan şaire Gurbet Şairi denmiştir. Şair İzmir'in Yunanlılar tarafından işgali üzerine de Türk'ün İlahisi'ni yazmıştır.

Gurbet:
Gurbet o kadar aci
Ki, ne varsa içimde,
Hepsi bana yabanci,
Hepsi başka biçimde.
Eriyorum git gide,
Elveda her ümide!
Gurbet benligimi de
Bitirdi bir içimde.
Ne arzum ne emelim...
Yaralanmiş bir elim...
Ben gurbette degilim,
Gurbet benim içimde





Zeki Ömer Defne (1903-1992)-Ilgaz Şairi
Halk şiiriyle modern anlayışı birleştiren Eğin, Isparta, Bursa, İstanbul, Konya şehirlerine yazdığı güzellemeleriyle dikkat çeken Denizden Çalınmış Ülke şairinin lakabı Ilgaz Şairi'dir. Kastamonu Muallim Mektebi mezunu şairin Ilgaz şiiri:

Ilgaz
Yıldızlar çamlara değer de geçer,
Gün burdan başını eğer de geçer.
Sular dizlerini döğer de geçer.
Bir Ilgaz, er Ilgaz, yar Ilgaz!..

Başında bir tavus tuğ gibi çamlar,
Yollara dizilmiş tığ gibi çamlar,
Karşıdan bir zümrüt çığ gibi çamlar.
Bir Ilgaz, er Ilgaz, yar Ilgaz!..

Dalı var; göklere yeşil direktir,
Gölü var; dağlara düşmüş yürektir,
Yolu var; içinde yitsem gerektir.
Bir Ilgaz, er Ilgaz, yar Ilgaz!..


Orhan Şaik Gökyay (1902-1994)-Hamasi Şair, Dede Korkut'un Torunu Hocaların Hocası, Dönemin Fuat Köprülüsü
Edebiyat araştırmaları ve eleştirileriyle ön plana çıkan Destursuz Bağa Girenler (eleştiri) ve Bu Vatan Kimin? şiirleriyle meşhur olmuştur. Asıl Hüseyin Vehbi olan şair Hamdullah Suphi Tanrıöver'in Maarif Vekilliği-Milli Eğitim Bakanlığı döneminde her öğrencinin Türk adı alması genelge üzerine ismine Orhan'ı eklemiş, Balıkesir'deyken Şaik'i eklemiş, nüfus kaydına da Hüseyin Vehbi Şaik Gökyay olarak ismi yazılmıştır. Vatan, tabiat, kahramanlık, yalnızlık temalarını işleyen hamasi şair İçlenme, Bana Bir Seslenen Var, Karmakarışık, Zeytin Dalı, Hey Ne Şirin Bu Dünya, Gelibolu'da Yazıcıoğlu'nun Çilehanesi, Adres şiirleriyle tanınmıştır. Birkaç Şiir-Poems çalışmasıyla 5 şiiri İngilizceye aktarılan Gökyay'ın Katip Çelebi, Dede Korkut, Evliya Çelebi üzerine çalışmalarıyla bilinir.



Behçet Kemal Çağlar (1908-1969) - Atatürk Şairi
Atatürkçü, memleketçi, devrim özellikleriyle ön plana çıkan şair Ankaralı Aşık Ömer mahlasıyla halk şiirleri yazdı. Faruk Nafiz Çamlıbel ile Onun Yıl Marşı'nı yazdı. Çoban Piyesi'ni Atatürk'ün katıldığı Halkevleri açılışında bizzat oynadı. Ergenekon da diğer oyunudur. Erciyes'ten Kopan Çığ, Burada Bir Kalp Çarpıyor, Benden İçeri şiir kitapları, Attila manzum oyunu, Hür Mavilikte gezi kitabı, Atatürk Denizinden, Atatürk kitaplarıyla bilinen şair Atatürk'e olan sevgisi dolayısıyla Atatürk Şairi'yle bilinmektedir.



Ömer Bedrettin Uşaklı (1904-1946)-Anadolu Şairi, Ressam Şair
Hece ölçüsüyle pastoral şiirler yazan ressam Ömer Bedrettin Uşaklı, gurbet, özlem ve tabiatı şiirlerinde anlatmıştır. Yıldızların Altında, Eğilmez Başım Gibi Kapıldım Gidiyorum gibi şiirleri bestelenen şair Artvin, Ardahan, Antakya özel olarak eserlerinde anlatmıştır. Deniz Sarhoşları, Yayla Dumanı ve Sarıkız Mermerleri şiirlerinde Anadolu'ya özel önem veren şaire Anadolu Şairi unvanı verilmiştir.



Necip Fazıl Kısakürek (1904-1983) Çile Şairi
Son dönem Türk edebiyatının dini ve mistik konuları modern biçimlerle harmanlayan şair, mütefekkir, yazar, aksiyon adamı. Serbest şiire karşıdır. Kafiyeye sığınmayı reddeder. Duygu ve düşünceler sanat kaygısıyla sanat kalıplarıyla dile getirilmelidir. Din, Allah, Hz. Muhammed ve peygamberler, anne, kadın, cinler, periler, hayaletler, siyah kediler, kambur cüceler, ayak sesleri, gerçeküstü kahraman, varlık ve motifler onun heceyle yazılan şiirlerinin konusudur. Şiir ona göre toplumun fikrini ve hissiyatını yansıtmalıdır. Sanatçı uyarıcı görevindedir. 1934 sonrası önceki bohem hayatını bırakıp Abdülhakim Arvasi'yi şeyh edinmiştir. Bu dönüşümün anlatıldığı Çile adlı şiir kitabında Ölüm, Korku, Ukde ve Tecrit adlı dört bölüm bulunur. Ruh çalkantılarını ve hesaplaşmalarını anlattığı bu şiirleri ona Çile Şairi unvanı kazandırmıştır. Örümcek Ağı, Kaldırımlar, Ben ve Ötesi, Sonsuzluk Kervanı ve Çile şiir kitapları; Aynadaki Yalan, Kafa Kağıdı romanları; Hikayelerim hikayesi; Bir Adam Yaratmak, Tohum, Künye, Reis Bey, Nam-ı Diğer Parmaksız Salih, Para, Abdülhamit Han, Siyah Pelerinli Adam, Sabır Taşı gibi tiyatroları vardır. Büyük Doğu dergisiyle meşhur olan NFK'nın farklı türlerde birçok eseri mevcuttur.

Cuma, Ağustos 17, 2018

Bugünün dolandırıcıları eskinin zarfçıları





Son zamanlarda telefonla insanları dolandırma haberler çok fazla gündeme geldi. Birçok mağdur olmasına rağmen mağdurlar ordusuna yenileri eklenmeye devam ediyor. Dolandırıcılık bazen teknoloji kullanılarak (hekırlık) yapılıyor. Ama bazen de insanların gözünün içine baka baka, yalanla dolanla devam ediyor dolandırıcılık. Dolandırıcılar o kadar hızlı biçimde zamana ayak uyduruyor ki şaşmamak elde değil: Kapıdan satış dolandırıcılığı, polis/asker olarak kendini tanıtma, bankada şüpheli işlem numarası, terör mağduru…

İnsanların haksız yoldan kazanç elde etmesi yeni değil. Yazıda kavram ve deyim olarak Türkçede el çabukluğunun ve göz bağcılığının hikayesine göz atılacak.

“Zarf” kelimesi Arapçadan dilimize geçmiş. Kılıf, sarma anlamlarındaki bu isim Türkçede mektup benzeri kağıtların içine konulduğu kağıttan kap, kese anlamında kullanılır. İçine fincan, bardak konulan metal kaplara da zarf denir. Kelime bir dil bilgisi terimi olarak da fiilin, sıfatın ve fiilimsinin zaman, yer, ölçü, niteliğini ifade için kullanılan belirteç anlamıyla kullanılır. Yazı dedemindili blogspot com a aittir.

Zarf’tan türeyen “zarfçılık”  daha çok argoya ait bir söz olarak kullanılır. En kısa tabiriyle el çabukluğuyla insanların parasını, malını çalmaktır. Sokaklarda iskambil kağıtlarıyla veya başka yollarla insanları dolandırma, papelcilik gibi anlamlara gelir.

Zarfçılık yapmak için insanlarla iletişim kurmaya “zarf atmak” denir. Dolandırılıcılığa, para çarpmaya hazırlık için yapılan işler zarf atmak kabilindendir. Bu bazen bir söz, bazen davranış, bazen el çabukluğu olabilir. Ancak zarf atılan için kötü bir durumdur. Bu deyim aslında çok iyi bildiği bir şey hakkında karşıdakine sorular sormak demektir. Muhatabı saf yerine koymak zarf atmanın temel hareket noktası olsa da, hırsızlık, dolandırıcılık dışında bazen muhatabın gerçek duygu ve düşüncelerini öğrenmek, öğrenebilmek amacıyla da kullanılır.

Böyle bir dolandırıcılık hikayesini Ferit Devellioğlu, Türk Argosu adlı kitabında (sayfa 33) anlatır. 1952 yılında Vatan gazetesinde olayı anlatan Mehmet Yanık’tan aktaran Devellioğlu, zarfçılığa haybecilik, tuzağa düşürülecek adam anlamlarını yükler ve olayı şöyle anlatır:


Yalnız olarak geçen bir haybeci, (bu kelime meslek argosunda "tuzağa düşürülecek adam" anlamına gelir), uzaktan dikizlenir ve görebileceği tenha ve uygun bir yere, içinde bir miktar para bulunan bir zarf, belli etmeden bırakılır. Haybeci zarfı alır, içine bakar veya bakmaz, cebine yerleştireceği sırada bir kişi heyecan ve telaşla zarfı alanın karşısına dikilir:-"Kardeşim, ne zamandan beri arıyordum, o bulduğun para benimdir, alnımın teriyle kazanmıştım; helal paradır vesselam!”der. Parayı bulan saf adam sorar:- Gaç para gaybettin, biliyon mu? Zarfçı, mesleğinin icabı olarak, zarfta bulunan paradan bir miktar fazla söyler. Olurdu, olmazdı, fazla idi, eksik idi derken, aralarında hafif yollu bir ağız dalaşı başlar. Tam o esnada karşıdan birisi söker. Bu adam zarfçının arkadaşıdır. Fakat dışarıdan karışabilecek durumda olan yabancı bir adam olarak işe karışır. Yarı sert, yarı tatlı bir dille adamcağızın elinden zarf alınır. Para sayılır. Eksik olduğu iddia edilince, haybecinin üstünün, başının ve cüzdanının aranmasına karar verilir. İşte bu aralık bir elçabukluğu ile zavallı adamcağızın cüzdanındaki bankonatlar / banknotlar kalk gidelim olmuş ve yerine çok zaman kağıt parçaları doldurulmuştur.
 Şayet zaman ve zemin müsait ise, zarfçı da, genç dinç ve bir kişi çalışıyorsa, çarığı= (para cüzdanı) uçlanınca Allahını seven tutmasın. Bazan haybecinin üstü aranırken, uygun düşerse, dolu cüzdan boş cüzdanla yer değiştirir. Bütün bu işler korkunç bir elçabukluğu ile görülür. (Mehmet Yanık, Vatan gazetesi, 6.2.1952) .

Zarfçıların bu kadar rahat insanları nasıl kandırdığı başlı başına bir merak ve araştırma konusu yapılabilir belki ama Allah bu insanların şerrinden herkesi korusun.



Çarşamba, Ağustos 08, 2018

Osmanlıca rakı reklamı metni ve latinize hali





Edirne Milli Gazete Sayı 27 Sayfa 4 2 Ocak 1928 Osmanlıca Arda rakısı reklamı ve okunuşu


Arda rakısı
Edirnede kullandığınız
içkilerin en nefisidir.
Çünkü; 
halis anasondan mamüldür.

Kaynak:
https://www.osmanlicagazeteler.org/Oku.php?il=Edirne&GazeteID=EdirneMilliGazete&Sayi=27&Sayfa=4


Osmanlıca bir ilan metni, latinize hali ve günümüz Türkçesiyle...




Aşağıda 1865'te Tuna gazetesinde yayınlanmış bir ilan vardır. İlanın Osmanlı Türkçesiyle yazılmış hali, Osmanlıca metnin latinize hali ve günümüz Türkçesiyle metnin anlamı aşağıda:

Metin:


Latinize:
İlanat
Mekâtib ve meâbidde kıraât olunacak Türkçe 
ve Bulgarca kütüb ve resâil ve sâirenin bilcümle 
basmahânelerde muayyen olan fiyatına göre sâhibine 
ve tüccârına malı her kaç guruşa çıkar ise ondan 
yüzde on guruş noksanıyla vilâyet matbaasında 
tab'ı mukarrer olduğundan o makûle kütüb ve resâil-i 
makbûle tab' ve temsîl etdirmek isteyenlerin matbaa-i 
mezkûreye mürâca'at eylemesi i'lân olunur.


Günümüz Türkçesiyle:
İlanlar
Mektep ve mabetlerde okunacak Türkçe ve Bulgarca kitaplar, risaleler ve sairenin bütün basmahanelerde belirlenmiş olan fiyatına göre sahibine ve tüccarına malı kaç kuruşa hesaplanırsa ondan yüzde on kuruş eksiğiyle valilik matbaasında basılması kararlaştırıldığından bu tip makbul kitaplar ve risalelerin basılması ve temsil ettirilmesini isteyenlerin ismi geçen matbaaya müracaat etmeleri ilan olunur.

Kaynak:
https://www.osmanlicagazeteler.org/Oku.php?il=Balkanlar&GazeteID=Tuna(Ruscuk)&Sayi=2&Sayfa=2

Türkçe ve Çince koşaç cümleleri


Türkçede kelimeler genel olarak isim soylu ve fiil soylu olmak üzere ikiye ayrılır. İş, oluş hareket bildiren ve -mek--mak ekini alabilen kelimeler fiil soylu kabul edilir ve bu kelimeler yükleme geldiklerinde fiil cümlelerini oluşturur. İsim, zamir, sıfat, zarf, edat, bağlaç, ünlem, fiilimsi olarak kabul edilen isim soylu kelimelerde cümlede yüklem olabilir. Bu durumda isim soylu kelime yüklem olur. Ancak bazı isim cümlelerinde söyleyen ve dinleyen cümlenin yüklem içerdiğini bilmesine rağmen dil bilgisi açısından kelime grubunun yüklem olduğunun doğrudan bir delaleti yoktur veya i- yardımcı eylem eki getirildiğinde kelimelerin arasında özne-yüklem ilişkisi olduğu anlaşılabilir. Bu tip cümlelere koşaç cümleleri denir.


Ali polis.

Bu cümlede Türkçeyi bilen herkes Ali'nin polis olduğunu bilir. Ancak iki kelime arasında (özne Ali ve yüklem polis) ilişki olduğunu gösteren bir işaret yoktur. Bu isim cümlesinin geniş zaman hali, ancak

Ali polis(tir).

şeklinde söylendiğinde anlaşılabilir. İsim cümlelerinin diğer zamanlarında kelimelerden hangisinin özne, hangisinin yüklem olduğunu anlamakta zorluk çekilmez:

Ali polisti. Ali polis idi.
Ali polismiş. Ali polis imiş
Ali polisse... Ali polis ise...




Yüklemle özneyi bütünleme, aralarında anlamsal ilişki olduğunu belirtme işlevini üstlenen dil bilimsel koşaçla ilgili bir çalışma yapan Chien-Hsun Chen, Türkçe ve Çinceyi karşılaştırmıştır. O Türkçede i- eylemiyle kurulan koşacın zaman, kişi ve sayı anlamları taşıdığını örneklerle göstermiştir. İ- eylemi ayrıca edilgen, ettirgen, olumsuz, dönüşlü, karşılıklı, yeterlik, ivedilik, sürek, yaklaşık, sözde tasvir ekleriyle kullanıldığını ve emir cümlesi kuramadığını düşünen Chen'in iki dile ait örneklerinden bir bölüm:


3.1.1 Çince ve Türkçede koşacın özellikleri3.1.1.1 ÇinceÇincede koşaç shi adcıl koşaç tümcesinin özne ve yüklemin arasında bulunabilen
zorunlu bir sözdizimsel öğedir.(1) a. Zhangsan *(shi) loashi.Zhangsan KOŞ öğretmen
‘Zhangsan öğretmendir.’b. tushuguan duimian *(shi) xingzhengdalou.Kütüphane karşı KOŞ rektörlük
‘Kütüphanenin karşısı rektörlük(tür).’c. Lisi *(shi) ge yonggong de shuishengLisi KOŞ SNF çalışkan PAR öğrenci
‘Lisi çalışkan bir öğrenci(dir).’Shi eylem özelliklerine sahiptir: jiu, zhi, zhen, yuanlai gibi zarflar tarafından
nitelendirilebilmektedir.(2) a. wo jiu shi Zhangsan.ben işte KOŞ Zhangsan
‘Ben Zhangsanım.’b. Lisi zhi shi gongwuyuan.Lisi sadece KOŞ memur
‘Lisi sadece memur(dur)’c. Zhaoliu yuanlai shi yi-ge laoshiZhaoliu orijinal KOŞ bir-SNF öğretmen
‘Zhaoliu eskiden bir öğretmen(dir)’d. Wangwu shi tiancaiWangwu KOŞ deha
‘Wangwu deha(dır)’bu ile olumsuz tümceyi kurmaktadır. Ayrıca soru tümcesini de eylem-bu-eylem
şeklinde kurabilmektedir. (3) a. Zhangsan bu shi ribenren.Zhangsan OLS KOŞ Japon
‘Zhangsan Japon değil(dir).’b. Lisi shi-bu-shi taiwanren?Lisi KOŞ-OLS-KOŞ Tayvanlı
‘Lisi Tayvanlı mı, değil mi?’Yukarıdaki olgular Çincedeki eylemlerin genel karakteristiğine uymaktadır,dolayısıyla shi’nın bir eylem olduğu söylenebilmektedir. Ayrıca, shi GÖRÜNÜŞ ve
olumsuz partikel mei ile beraber kullanılmaz, emir tümcesi de kuramaz.
(4) a. *Zhangsan shi-le laoshi.Zhangsan KOŞ-GÖR öğretmen
‘Zhangsan öğretmendi’b. *Lisi shi-guo xueshengLisi KOŞ-GÖR öğrenci
‘Lisi öğrenciydi’c. *Wangwu shi-zhe jingchaWangwu KOŞ-GÖR polis
‘Wangwu polis(tur).’d. *Zhaoliu mei shi shizhangZhaoliu OLS KOŞ belediye başkanı
‘Zhaoliu belediye başkanı değildi.(4)te gördüğümüz gibi shi GÖRÜNÜŞ eki ile kullanılamamaktadır, çünkü shi’nin
kendisi GÖRÜNÜŞ taşımaktadır.
(5) a. *shi loashiKOŞ öğretmen
b. *shi bendanKOŞ aptal
(5)ten shi’nin anlamsız olduğu anlaşılmaktadır. Buraya kadar shi eyleminin anlamsız
ve GÖRÜNÜŞ taşıyan bir eylem olduğu anlaşılmaktadır.
3.1.1.2 TürkçeTürkçede koşaç i- eylemidir. Bu eylem, bileşik zaman paradigmalarında yardımcı
eylem konumundadır (Uzun 2004). Türkçede koşaç yüklemin hemen arkasındabulunmaktadır.(6) a. Ben Ali’-yimKOŞ-1. kişi
b. Sen bir öğretmen-sinKOŞ-2. kişic. Ahmet onun erkek arkadaşı.i- eylemi edilgen, ettirgen, olumsuz, dönüşlü, karşılıklı, yeterlik, ivedik, sürek,
yaklaşık, sözde tasvir ekleri ile kullanılmamakta ve emir tümcesi kuramamaktadır.(7) a. *Polis i-n-di. (edilgen)b. *Ahmet Mehmet’i hocalık idirdi. (ettirgen)c. *Ali memur imedi. (olumsuz)d. *Mehmet kendi indi. (dönüşlü)e. *O öğretmen isin. (emir)(7)de i- eylemi sözdizimde başka konumlar olmadan zaman konumunun hemen
aşağısında olduğu anlaşılmaktadır. Bir başka deyişle, Türkçede koşaç sadece zamanve kişi sayı taşıyan, anlamsız bir sözdizimsel öğedir.Şimdilik iki dile bakıldığı zaman bu iki dildeki koşaçların anlamsız sözdizimselöğeler olduğu anlaşılmaktadır. Türkçede koşaç i- eylemi zaman, kişi ve sayı taşırken,
Çincede koşaç shi eylemi yalnızca görünüş taşımaktadır.

Örneklerin kaynağı: Koşaç Tümceleri: Evrensel Dilbilgisi  Çerçevesinde Türkçe ve Çincenin Karşılaştırılması
Yükseklisans tezi - Chien-Hsun Chen- Ankara- 2006