Necip Fazıl Kısakürek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Necip Fazıl Kısakürek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Necip Fazıl'ın büyük kararı: "Ve bir gün İş Bankasında müfettiştim, otuyorum odamda büyür bir konfor içindeyim."




Burada en mühimi beni şeye kadar, Efendi Hazretlerini tandığım zamana kadar gelen hayatımla, ondan sonra bir müddet daha devam etmiş fakat sonra tamamen meydan yerine -sizin tabirinizle- beni sevk etmiş olan o icar-itiş... Ve bir gün İş Bankasında müfettiştim, otuyorum odamda büyür bir konfor içindeyim. Böyle sırmalı elbiseli hademeler, otomobiller emrimizde, bir ayağa kalkışım var benim. İşte ruhi muğman burada, bir ayağa kalkmışım nedir dedim bu hayatım, bu mu gayem? Böyle muayyen, herkesin dört ayak üzerinde gittiği muayyen ihtiraslar var ya, bunlardan ne elde edeeceğim deyip umum müdürün karşısına bir çıkışım var. Mummer Eriş o zaman umum müdür "Bana imkan verin, biraz da yardım edin de istifa edeyim." Ve oradan işte bildiğiniz hayata atıldık... Kısa bir zaman sonra Büyük Doğu çıktı. Gerisi malum... Hapisler. Şunlar, bunlar, filanlar, falanlar... Şimdi hala o tehlike içindeyiz. 80 yaşının arefesinde bu tehkileyi yaşıyorum.



Muğman nedir, ne demektir?
Metinde geçen “muğman” kelimesinin temel anlamı bayılmaktır. Ancak metinde muğman bunalım, sıkıntı, darlık, nöbet, karışık hal, buhran anlamındadır. Ruhi bunalım denilebilir.

Bilindiği gibi, 26 Mayıs 1904’te İstanbul’da doğan Necip Fazıl Kısakürek ya da kısaca NFK, 1934 yılında Nakşibendi Şeyhi Abdülhakim Arvasi ile tanışana kadar çok farklı bir hayat yaşıyordu. Dönüm noktasını

“Tam otuz yıl saatim işlemiş,ben durmuşum;
Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum”

mısralarıyla anlatan şair, aslında Fransız Mektebi’nden, Amerikan Koleji’ne farklı okullarda eğitim için dolaşmıştır. Heybeliada Numune Mektebi’nden sonra Bahriye Mektebi’ne giden Necip Fazıl,  Yahya Kemal’den tarih, İbrahim Aşki Bey’den tasavvufi edebiyat zevkini aldı. Nazım Hikmet, Nizamettin Nazif ve Fahri Korutürk’le Bahriye Mektebi’nde arkadaş oldu ve şiir yazmaya başladı. Darülfünün’da felsefe okudu. Ahmet Kutsi Tecer, Ahmet Hamdi Tanpınar, Peyami Safa ile burada tanışır.

Beyoğlu Ağa Camii’nde ressam arkadaşı Abidin Dino ile Arvasi’yi dinleyen Necip Fazıl şeyhi hakkında

“Allah dostunu gördüm,bundan altı yıl evvel;
Bir akşamdı ki zaman, donacak kadar güzel”
diye bu tanışmayı anlatmıştır.

Sağlığında Türk Edebiyatı Vakfı  kendisine “Sultanü’ş-şuara=şairlerin sultanı” unvanı verilen Necip Fazıl, Arvasi’yle tanışma sonrası kararsızlıklarını bir kenara bırakmış, Büyük Doğu’yla inandığı değerler için çetin mücadeleye girişmitir. Muğman da bu geçiş sürecinde yaşadığı ruhi bunalım ve gelgitleri anlatmak için kullanılmıştır.



Kaynaklar:
https://www.youtube.com/watch?v=GlzPpAkSEuQ (Necip Fazıl Kısakürek'in kendi sesinden)
http://www.arabdict.com/m/results?lang=de&dict=tr&ng=de&q=++%D9%85%D8%BA%D9%85%D9%8A+%D8%B9%D9%84%D9%8A%D9%87
Hüdavendigar Onur,”Asrın Yesevisi S.Ahmet Arvasi”,Burak yayınları,Temmuz 1999,S.51-60

Kısakürek: "Allah ıstırabını çektirmediği şeyin nimetini vermez."


Bir büyük abeslerin katarı içindeyiz. Şu Japonları alır mısınız bir tarafa; çok büyük bir şey ha realite o. Herif tutuyor bugün bütün Avrupalıya rakip bir şekilde bir şey kuruyor, bir müspet ilimler tezgahı kuruyor. Fakat evine potininizi çıkarmadan giremiyorsunuz. Ve dünyanın en geri olmaz şeyi olan alfabesini muhafaza ediyor. Bu ne iş bu? Yani bu misalleri görememek, anlayamamak, ne iş? Valla döndü dolaştı bu iş şuraya geliyor, size burkuk gelebilir sözüm, bir şeyi teklif hakkı o şeye mensup olanlara mahsustur. O bakımdan Türklüğünüzle iftihar edebilirsiniz, ben de ederim. Bunu söylememe rağmen ben düşündün taşındım yani ne bileyim ben düşünmeye on beş yaşında başladımsa altmış küsur senedir düşündüm bir ırkî bakımdan bizim çok münhat bir araziye sahip olduğumuz kabul ettim. Başka çaresi yok bu işin, bu işi halletmenin. Müşahade lazım işte. Allah ıstırabını çektirmediği şeyin nimetini vermez. Hakikaten ıstırap...

https://www.youtube.com/watch?v=GlzPpAkSEuQ (Kendi sesinden)

Necip Fazıl Kısakürek, Ahşap Konak ve Bodrum Katı


Benim piyeslerim içinde bir Ahşap Konak vardır. Artık nesli tükenen konaklar malum. Apartman şeyi. Orada üç kat vardır. Konak vardır. Yukarı katta 75'likler, orta katta 40-50'likler, daha aşağı katta da torunları 75'liklerin- günün gençliğinin-. Yukarı kat namaz kıl otur, orta kat olgun yaşta hanımefendilerin kumar veya bilmem ne katıdır. Ev halkı da ve bu üç kat arasınaki nesillerin, aralarında 25'er yıl fark olan nesillerin kavgaları. Piyesin kahramın olan Recai, evi yakar. Piyes öyle biter. Bu piyesi Balmumcu Garnizonunda yazmıştım... Etkili bir insicam en sevdiğim eserlerden biridir. İşte bu üçüncü kata bir bodrum kat ilave etmek lazım geliyor. Vaziyet bu.

Kaynak:
https://www.youtube.com/watch?v=GlzPpAkSEuQ (Kendi sesinden)

Elysium Güruhu musun?