Translate

Pazar, Eylül 30, 2018

Terci-i Bent Fuzuli (Terci-i Bent Nazım Şekli, Yapısı-Fuzuli'nin Ayas Paşa Terci-i Benti)




Divan edebiyatında nazım şekilleri şu başlıklarla tasnif edilir:

Beyitlerle yazılan şiirler: Gazel, Kaside

Tek dörtlükle yazılan şiirler: Rubai, Tuyug

Birden fazla dörtlükle yazılan şiirler: Murabba, Şarkı

Bentlerle yazılan şiirler: Terkib-i Bent, Terci-i Bent





Divan edebiyatı nazım şekillerinden olan Terci-i Bent, aruz ölçüsüyle yazılır. Her bendi tıpkı bir gazel gibi aa, ba, ca, da, ea… şeklinde kafiyelenir. Her bende hane, terci-hane isimleri verilir. Bendler arasında yer alan beyitlere ise vasıta, bendiyye denir. Bu durumda her bend kendi içinde kafiyelenir ve vasıta beyitlerinın kafiyeleri aynı olur:

1.      Bent: aa, ba, ca, da, ea, fa, ga 1. Vasıta beyti: AA
2.      Bent: aa, ba, ca, da, ea, fa, ga 2. Vasıta beyti: AA
3.      Bent: aa, ba, ca, da, ea, fa, ga 3. Vasıta beyti: AA
4.      Bent: aa, ba, ca, da, ea, fa, ga 4. Vasıta beyti: AA
5.      Bent: aa, ba, ca, da, ea, fa, ga 5. Vasıta beyti: AA

Terci-i bentlerde, bentteki beyit sayıları eşit olur. 16. Yüzyıldan itibaren Türk edebiyatında kendine yer bulan terci-i bentler konusunda Ziya Paşa ustadır. Terci-i bentlerde övgü, yergi, ölüm gibi konular yer alabilir. Aşağıda Fuzuli’nin Sadrazam Ayas Mehmet Paşa hakkında yazdığı terci-i bent örneği vardır.


TERCİ'-İ BEND DER HAKK-I AYAŞ PAŞA

1.      Bent
Şükr kim çerh istikâmet üzre devrân eyledi       
Cem'-i ehl-i devlet a'dâsın perişân eyledi

Dehre halk-i Basra vü ehl-i Cezâyir fitnesi
Çok zamanlar gerçi kan yutturdu pinhân eyledi

Âkibet bîm-i zarardan pâd-şâh-i âlemi
Bi’z-zârüre vâkıf-i asâr-i isyân eyledi

Gayret-i hükm-i hilâfet ol diyarın fethini
Bir mücâhid bende-i makbûle fermân eyledi

Mazhar-i rahmet Ayâs-i merhamet-endîşe kim
Anı evc-i adle Hak hur-şîd-i rahşân eyledi

Sâye-veş toprağa saldı düşmen-i bed-hâhını
Her yere kim râyet-i azmin hırâmân eyledi

Basra teshîri Cezâyir fethi müşkil emr iken
Eshel-i vech ile bu düşvârı âsân eyledi

Vasıta beyti-bendiye
Hiç şek yok kim bu nusret nusret-i islâm'dır
Pâd-şâhın mülküne isbât-i istihkâmdır



2.      Bent
Kıldı Bağdâd üzre feth için müretteb bir sipâh
Kim alemden bâd tahrikiyle mesdûd oldu râh

Kesret ol gâyette kim encüm dökülse çerhden
Zînet için bir güher bulmazdı anda bir külâh

Ger sabâ nâ-geh araya düşse mânend-i habâb
Anlara iltürdi leşker izdihâmından penâh

Vahş ile tayr ü melek yüz tuttu gurbet azmine
Kalmayıp anlara leşkerden vatanda cây-gâh

Her yana kaldırdı râyet bir emir-i nâm-dâr
Her yana saf bağladı bir ser-ver-i Cemşid-câh

Tuttu saf saf yer yüzün leşker sûtur-i hat kimi
Ol hatın mazmûnu istiklâl-i hükm-i pâd-şâh

Etmek olmaz böyle leşker cem’ini tedbir ile
Yâr u yâver olmasa tevfîk u te'yîd-i İlâh

Vasıta beyti-bendiye

Hiç şek yok kim bu nusret nusret-i İslâm'dır
Pâd-şâhın mülküne isbât-i istihkâmdır




3.      Bent

Mâh-i nevden Dicle'de gösterdi zevrakler misâl
Kim görüptür kim ola bir âs-manda bin hilâl

Her biri bir tâ'ir-i evc-i belâdır tîz-per
Sayd-i murg-i rûh-i hasm eyler kılıp tahrîk-i bâl

Yoksa sâ'ildir dehânında kızıl bayrak zebân
Hakim-i Takdîr'den feth-i bilâd etmiş su'âl

Gönlü açılmış meğer bulmuş bu reng ile cevâb
Çerh-i ahdardan ki mâni' yok teveccüh eyle al

Suda bir zevrak mı yâhud ağzın açmış bir neheng
Bayrak ol âteş ki bulmuştur deminden işti'âl

Ser-ver-i sâhib-zafer zevraklere zînet verip
Kıldı düşmen mülküne irsâl-i esbâb-i kıtâl

Saldı gavgâ-yi tüfengi magz-i a'dâya girîv
Buldu vehminden mizâc-i mülk-i düşmen ihtilâl

Vasıta beyti-bendiye

Hiç şek yok kim bu nusret nusret-i İslâm'dır
Pâd-şâhın mülküne isbât-i istihkamdır




4.      Bent

Râyetin bir cânibinden eyleyip gerdin hırâm
Gerd-i leşkerden ruhun gerdûnun etti müşg-fâm

Ruhsat-i azm-i gazâ Şâh-i Neceften isteyib
Geldi der-gâhına gösterdi tarîk-i ihtirâm

Buldu ol Sultân-i âdilden kemâl-i iltifât
Pîr irşâdiyle hoştur her amelde ihtimâm

Buk'a buk'a kıldı tayy ma'mûre-i mahrûsayı
Aldı feyz-i feth-i mülk için du'â-yi hâs u âm

Yetti ol ser-hadde kim âğâz-i mülk-i hasmdır
Girdi ol meydâna kim hükm anda olmuştur tamâm

Geldi ol menzilde rûz-i ıyd hâk-i pâyine
Fethden verdi beşâretler kim ola şâd-kâm

Yeddi ahterden felek düzdü anun için bir katâr
Kim çeker sahrâda esbâb-i sipâhın subh u şâm

Vasıta beyti-bendiye

Hiç şek yok kim bu nusret nusret-i İslâmdır
Pâd-şâhın mülküne isbat-i istihkâmdır




5.      Bent
Şeyhi Âl-i Kaş’am’ın şerriyle bir şeytân idi            
Memleket içre fesâdı şöhre-i devrân idi

Gerçi sûrette itâ’at zâhir eylerdi veli
Sûret-i akşamı hâl-i çihre-i isyân idi

Muktedâsı emr ü nehyinden hevâ-yi nefs olup
Şer' hükmü vâdi-i re'yinde ser-gerdân idi

Hansı hırmen-sûhte zer'ine kılsa bir nazar
Bezr için her nesne kim koysaydı bir ihsân idi

Baş çıkarmak istemezdi zer vehminden anun
Gerçi fellâhin gözü yaşı ana bârân idi

Her eve bir gece mihmân olsa kavminden biri
Adı mihmânlık velî ma'nîde bir tâlân idi

Kıldı Paşa-yi sa'âdet-mend ref ol fitneyi
Sanmanuz kim def’ tedbîri anun âsân idi

Vasıta beyti-bendiye

Hiç şek yok kim bu nusret nusret-i islâm'dır
Pâdişâhın mülküne isbât-i istihkâmdır





6.      Bent

Ol kazâdan kişver-i a'dâya depretdi alem
Düştü bir sahrâya reh kim artırır zikri elem

Bir beyâban kim yok anda nev'-i insandan eser
Ana nisbet vâdi-i merdüm-nişîn mülk-i adem

Nakş-i rîki hatt-i âfet nevg-i hârı tîğ-i kîn
Yer mizâcında belâ muzmer hevâ tab'ında sem

Fasl hem bir fasl kim serd olmağın âb ü hevâ
Halktan kat'-i hayât eylerdi İsâ ursa dem

Öyle mühlik şiddet-i dey kim harâret bulmağa
Gördüğü yerde düşerdi odlara hur-şîd hem

Öyle kâtı tiğ-i sermâ kim lâhidden çıkmağa
Rûh eğer emvâta avd etseydi eylerdi sitem

Böyle mevsim böyle sahrâyı delil-i hayr ile
Kat' edip leşker Cezâyir mülküne bastı kadem

Vasıta beyti-bendiye

Hiç şek yok kim bu nusret nusret-i İslâm'dır
Pâd-şâhın mülküne isbât-i istihkâmdır





7.      Bent

Arsa-i mülk-i Cezâyir oldu nâ-geh âşkâr
Himmete arz etti gerdun bî-nihayet sebze-zâr

Kesret-i eşcârı ol gâyette kim ol mülkde
Bilmemiş âb ü zemîn hergîz ki bir hur-şîd var

Sanasın her nahli bir jülîde-mû divânedir
Kim ana zencir âb olmazsa tutmazdı karâr

Arsa-i satrenç tek sahnında Şatlardı hutût
Kalaler hat kimi Şat üzre bi-hadd ü bî-şümâr

Gerçi anlar maksad-ı aslî değildi leşkere
Olmağın ol fırka-i nâ-pâk hâk-i reh-güzâr

Eshel-i emr ile çok ser-leşkeri pâ-mâl edip
Bî-nihâyet kal’a-i muhkem olundu târ-mâr

Kal’aler fethin kelîd-i bâb-ı nusrettir deyu
Safha-i eyyâma tahrir etdi kilk-i rüzgâr

Vasıta beyti-bendiye

Hiç şek yok kîm bu nusret nusret-i İslâm'dır
Pâd-şâhın mülküne isbât-i istihkâmdır





8.      Bent

Oldu andan sonra peydâ Basra ehlinden nişân
Fitne odundan şererler kıldı zâhir âs-mân

Geldi istikbâle çok sengin-dil ü âhen-kâba
Oldu âlem-sûz seng ü âhen-i âteş-feşân

Her dil-âver nâdir-i mülk-i Horâsân ü Irâk
Her mübâriz ser-hat-i mecmû’a-i Hindûsitan

Leşker-i İslâm ile ağaz-ı ülfet eyleyip
Âşnâlık dem-be-dem efzûn olup kaynardı kan

Münhezim askerden ammâ bir elemsiz hem değil
Zehri ol kavmin zenebden saçılıp zenbür sân

Ol fezâ-yi mihnet-efzâdan yetince Basra'ya
Dehr bağ-i fitneden bir gül açardı her zamân

Lîk bir ferd olmadı zâyi sipâh-i Rûm'dan
Sûd sevdâsında ol tüccâra düşmüştü ziyân

Vasıta beyti-bendiye

Hîç şek yok kim bu nusret nusreti İslâmdır
Pâd-şâhın mülküne isbât-i istihkâmdır






9.      Bent

Bir seher kim tiğ-i zerrin çekti şâh-ı bâhter
Gök yüzünde koymadı encüm sipâhından eser

Basra'ya karşı sipâh-i Rûm'dan arz oldu saf
Bağladı rûy-i zemin bed-hâh katline kemer

Râyet-i hadra çekildi ol hisârın fethine
Yoksa kal’-i kal’a-i küffara Cibrîl açtı per

Nehr-i A'şar'ı ubur-i leşker için doldurup
Mâr-i Dahhâk'e Ferîdûn-i zaman buldu zafer

Çeşm-i hur-şîdi sinân ü rumh-i hun-hâr etti kûr
Gûş-i gerdûn sadâ-yi nây-i rûyin etti ker

Geldi düşmenden mukâbil bir sipâh-i bî-kerân
Kim sevâd-i kesretin hasr edebilmezdi nazer

Leşker-i islâma nusret verdi lutf-i Kirdigâr
Şam olunca kalmadı ol şu’lelerden bir şerer

Vasıta beyti-bendiye


Hiç şek yok kim bu nusret nusret-i îslâmdır
Pâd-şâhın mülküne isbât-i istihkâmdır





10.  Bent

Şâm kim ruhsâre çekti Husrev-i encüm nikâb
Kıldı Şeyh-i Basra bahtı saltanat tahtında hâb

Verdi akl ü re'yine dahl-i mehâbet inhirâf
Saldı cism ü cânına emr-i salâbet ıztırâb

Kaçtı ol dûn-i siyeh-ru devlet ü ikbâlden
Öyle kim şeh-bâz vehminden firâr eyler gurâb

Sayesin toprağa saldı her taraftan ol hisâr
Salıcak bir cânibinden şule-i hur-şîd tâb

Subh-dem Pâşâ-yi âdilden münevver oldu mülk
Oldu zâ’il zulmet-i şeb saldı pertev âf-tâb

Verdi mülk ü mâl ü cism ü cânına halkın emân
Kıldı cennet ol yeri cennetde hod olmaz azâb

Yetmedi âcizlere gavgâ-yi leşkerden zarar
Bî-tekellüf hoş kerâmettir zararsız inkılâb

Vasıta beyti-bendiye

Hiç şek yok kim bu nusret nusret-i islâmdır
Pâd-şâhın mülküne isbât-i istihkâmdır






11.  Bent

Ser-verâ bed-hâh hâk-i reh-güzâr olsun sana
Kanda kim azım eylesen tevfîk yâr olsun sana

Olmasın basından eksik pâd-şahın sâyesi
Hırz-i devlet saye-i Perverdigâr olsun sana

Kılmasın lûtfun nihan rây-i münîrinden felek
Her nihânî lutfun kim var âşkâr olsun sana

Çekmesin şem-şîrden minnet salâh-ı devletin
Muslih-i ahvâl devr-i rüzgâr olsun sana

Feth için her kanda kim deprense azmin râyeti
Düşmen-i bed-hâh hâr ü hâk-sar olsun sana

Olmasın hâmûş bağ-i medhinin bülbülleri
Dâ'i-i devlet FUZÛLÎ tek hezâr olsun sana

Evvel-i azminde feth-i mülke nusret bulduğun
Mûcib-i tekmil-i izz ü i'tibar olsun sana

Vasıta beyti-bendiye

Hiç şek yok kim bu nusret nusret-i İslâm'dır
Pâd-şâhın mülküne isbât-i istihkâmdır





Su Kasidesi Fuzuli Tamamı (Kaside Örneği)



Kaside, övmek ve yermek amacıyla din ve devlet büyükleri hakkında yazılan Divan edebiyatı şiirleridir. 33-99 beyit arası yazılabilir. Aa, ba, ca, da, ea… şeklinde kafiyelenir. Kasidenin en güzel beytine beytü’l-kasid (kasidenin evi) denir. Aruzla yazılan kasidelerin nesib-teşbib, girizgah, methiye, tegazzül, fahriye, dua olmak üzere altı bölümü bulunur.
Su Kasidesi olarak bilinen Fuzuli’nin 32 beyitlik kasidesinin redifleri “su” kelimesinden oluştuğu için bu ismi almıştır. Şiirin nazım şekli KASİDE, nazım türü NAAT’tır. Aruz ölçüsüyle yazılan Su Kasidesi’nin kalıbı fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün’dür. Aşağıda hem Su Kasidesi’nin tam metni hem de bir kaside örneği olarak Su Kasidesi verilmiştir. Su Kasidesi üzerinden kasidenin yapısı ve bölümleri gösterilmiştir.



Su Kasidesi ve Bölümleri:

KASİDE DER NAT-İ HAZRET-İ NEBEVİ
(Başlık. Hazret-i Muhammed hakkında kaside)



NESİB-TEŞBİB BÖLÜMÜ
(Kasidenin tasvir bölümüdür. Şair Su Kasidesi’ne adını veren su ile ilgili çeşitli halleri anlatmaktadır.)
           
Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlare SU
Kim bu denlü dutuşan odlare kılmaz çare SU
Matla Beyti (Kasidenin ilk beyti)


Ab-gundur günbed-i devvar rengi bilmezem
Ya muhit olmuş gözümden günbed-i devvare su

Zevk-i tigundan aceb yoh olsa gönlüm çak çak
Kim mürur ilen bıragur rahneler divare su

Vehm ilen söyler dil-i mecruh peykanun sözin
İhtiyat ilen içer her kimde olsa yare su

Suya virsün bağban gülzarı zahmet çekmesün
Bir gül açılmaz yüzün tek virse min gülzare su

Ohşadıbilmez gubarını muharrir hatuna
Hame tek bahmakdan inse gözlerine kare su

Arızun yadiyle nemnak olsa müjganum nola
Zayi olmaz gül temennasiyle virmek hare su

Gam güni itme dil-i bimardan tiğun dirig
Hayrdur virmek karanu gicede bimare su

İste peykanın gönül hecrinde şevkum sakin it
Susuzam bir gez bu sahrada menümçün are su

Men lebün müştakıyam zühhad Kevser talibi
Nitekim meste mey içmek hôş gelür huşyare su

Ravza-i kuyına her dem durmayup eyler güzar
Aşık olmuş galiba ol serv-i hôş-reftare su

Su yolın ol kuydan toprag olup dutsam gerek
Çün rakibümdür dahi ol kuya koyman vare su

Dest-busı arzusiyle ger ölsem dôstlar
Kuze eylen topragum sunun anunla yare su

Serv serkeşlük kılur kumri niyazından meger
Damenin duta ayagına düşe yalvare su

İçmek ister bülbülün kanın meger bir reng ile
Gül budagınun mizacına gire kurtare su

GİRİZGAH BÖLÜMÜ
(Şair konuya giriş yapmaktadır. Şair tasvir bölümünden Hazret-i Muhammed övgüsüne geçmektedir.)
           
Tıynet-i pakini ruşen kılmış ehl-i aleme
İktida kılmış tarik-i Ahmed-i Muhtare su
                           



METHİYE BÖLÜMÜ
(Methedilen kişinin özellikleri anlatılır. Şair bu bölümde Hazret-i Peygamber’i methetmektedir.)
           
Seyyid-i nev-i beşer derya-yi dürr-i ıstıfa
Kim sepüpdür mucizatı ateş-i eşrare su

Kılmag içün taze gülzar-i nübüvvet revnakın
Mucizinden eylemiş izhar seng-i hare su

Mucizi bir bahr-i bi-payan imiş alemde kim
Yetmiş andan min min ateş-hane-i küffare su

Hayret ilen barmagın dişler kim itse istima
Barmagından virdügin şiddet güni Ensare su

Dostı ger zehr-i mar içse olur Ab-ı Hayat
Hasmı su içse döner elbette zehr-i mare su

Eylemiş her katreden min bahr-i rahmet mevc-hiz
El sunup urgaç vuzuiçün gül-i ruhsare su

Hak-i payine yetem dir ömrlerdür muttasıl
Başını daşdan daşa urup gezer avare su

Zerre zerre hak-i dergahına ister sala nur
Dönmez ol dergahdan ger olsa pare pare su

Zikr-i natün virdini derman bilür ehl-i hata
Eyle kim def-i humar içün içer meyhare su

Ya Habiballah ya Hayrel-beşer müştakunam
Eyle kim leb-teşneler yanup diler hemvare su

Sensen ol bahr-i keramet kim şeb-i Miracda
Şebnem-i feyzün yetürmiş sabit ü seyyare su

Çeşme-i hurşidden her dem zülal-i feyz iner
Hacet olsa merkadün tecdid iden mimare su

Bim-i duzeh nar-i gam salmış dil-i suzanuma
Var ümidüm ebr-i ihsanun sepe ol nare su
                           


TEGAZZÜL BÖLÜMÜ
(Bu kasidede yok. Bu bölümde şair kasidenin içinde bir gazel söyler.)


FAHRİYE BÖLÜMÜ
(Şairin kendini övdüğü bölüm. Şair Hazret-i Muhammed’i övdüğü bu beyitleriyle sözlerinin inciye dönüştüğünü söylemektedir.)


Yümn-i natünden güher olmış FUZULİ sözleri
Ebr-i nisandan dönen tek lülü-i şehvare su
Taç Beyti (Şairin adının geçtiği bölüm)

Hab-i gafletden olan bidar olanda ruz-i haşr
Eşk-i hasretden tökende dide-i bidare su



DUA BÖLÜMÜ
(Şairin kendine dua ettiği bölüm. Fuzuli, Hazret-i Muhammed’in didarından mahrum kalmamayı umduğunu belirtmektedir.)
           
Umdugum oldur ki mahrum olmayam didardan
Çeşme-i vaslun vire men teşne-i didare su
Makta Beyti (Kasidenin son beyti)