Translate

Pazar, Aralık 20, 2020

Osmanlı Şiirinden Örnekler

 

Nâm u nişâne kalmadı fasl-ı bahârdan
Düşdi çemende berk-i dıraht itibârdan
Eşcâr-ı bağ hırka-i tecride girdiler
Bâd-ı hazan çemende el aldı çenârdan
Her yaneden ayağına altın akup gelür
Eşcâr-ı bağ himmet umar cûybârdan
Sahn-ı çemende durma salınsun sabâ ile
Azâdedir nihâl bugün berk u bârdan
Bâkî çemende hayli perişân imiş varak
Benzer ki bir şikâyeti var rûzgârdan
Bâkî
 (1526-1600)


Hemîşe merdüm-i çeşmim ızâr-ı yâre bakar
Gözüm o pencereden sahn-ı lâlezâra bakar
Zaman gelür yine zerrin kadeh alur eline
Çemende nergis-i şehlâ heman bahara bakar
Nesîm-i lütfunadır intizârı fülk-i dilin
Çok oldu sâhil-i mihnette rûzgâra bakar
Seni gelür işidüp bâğa yâsemen cânâ
Çıkup o şevk ile divâr-ı rehgüzâra bakar
Ne i’tibâr bu evzâa merd olan Yahyâ
Ne zillete nazar eyler ne i’tibâra bakar
 

Şeyhülislam Yahya  (1552-1643)



Çarşamba, Aralık 16, 2020

Berceste Mısralar Mısra-i Bercesteler Zirve Beyitler Şah Beyitler

 

Klasik Türk şiiri olarak bilinen Divan şiirinde beyit esastır. Beyit kelime olarak ev demektir. Evi meydana getiren iki anlam kanadı ise mısradır (mısra anlam olarak kapı kanadı demektir). Beyitteki her dize bir mısradır. Bu mısralar beyitleri, beyitler gazel ve kasideleri oluşturur. Rubai, tuyug, murabba, muhammes, şarkı, terci-i bend, terkib-i bend, mesnevi gibi farklı şiir şekilleri olsa da nazım şeklinden ötürü bu beyit yapısının biraz dışında kalır.

Yüzyıllarca mısra ve beyitlerle duygularını dile getiren Klasik şiir şuarası, bazen öyle mısra veya beyitler oluşturmuşlardır ki bu mısra veya beyitler bütün şiirin önüne geçmiş ve insanların dilinde pelesenk olmuştur. Özellikle gazellerin en küçük anlamlı birimi olan bu tip mısralara mısra-i azade, bağımsız mısra, mısra-i berceste, şah mısra gibi isimler verilmiştir. 

Bir örnek vermek gerekirse Ziya Paşa'nın şu mısrası gösterilebilir:

Âyînesi iştir kişinin lafa bakılmaz   


Aslında bu mısra şu beytin bir parçasıdır:

Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde

(Açıklaması: İnsanların aklının seviyesi işlerinde görülür. Kişinin lafıyla söylediklerine bakılmaz.) Ziya Paşa kısaca insanların ne söylediğine değil ne yaptığına bakmanız gerekir demektedir. Ancak görüldüğü gibi şiirin ikinci mısrası pek bilinmez. Bir beyit halindeki şiirin ilk mısrası o kadar güzel bulunmuş ve o kadar beğenilmiştir ki beytin önüne geçmiştir. İşte bu tip kullanımlara mısra-ı berceste (değeri yukarı çekilmiş mısra, seçilmiş mısra, güzel mısra) denir.


Bu bazen beyit düzeyinde olabilir. Bir gazel bir beyti gazeldeki diğer beyitlerden daha çok sevilebilir. Yine Ziya Paşa'nın şu beyti buna örnek gösterilebilir:

Onlar ki verir lâf ile dünyaya nizâmât
Bin türlü teseyyüp bulunur hânelerinde
(Açıklaması: Onlar lafla herkese doğruyu eğriyi anlatır verir ama kendilerinde/evlerinde bin bir türlü ayıp vardır.) Şair kısaca, başkasının neyi nasıl yapacağını anlatan bazı kimselerin kendilerine veya kendi evlerine hiç bakmadıklarını söylemektedir. 
Bu bölümde mısra-i berceste veya zirve beyitlere yer verilecektir:
Yine zevrak-ı derûnum kırılıp kenare düşdü
Dayanır mı şîşedir bu reh-i seng-sâre düşdü
 (Şeyh Galip)


(Açıklaması: Gönül şişem yine kırıldı, kenara düştü. Bu şişe nasıl dayansın ki taşlık bir yola düştü.) Şairin gönlü bir şişe gibidir ve hep kırılmaktadır. Nasıl kırılmasın ki aşk yolu taşlık bir yoldur, bu yola şişe dayanmaz..
 

"Olur insânda zebân bir iki gûş Sen dahi söyle bir ol iki hamûş (Nabi)

(Açıklama: İnsanda bir dil, iki kulak vardır. Öyleyse sen de bir söyle, iki sus.) Allah, insana iki kulak bir dili insan bir konuşsun iki dinlesin diye vermiştir diyor şair.


Nâm u nişâne kalmadı fasl-ı bahârdan
Düşdi çemende berk-i dıraht itibârdan
(Baki)

(Açıklama: Bahar zamanından iz-eser kalmadı. Bahçede ağaç yaprakları itibardan düştü.)

Arz-ı hâl etmeye cânâ seni tenha bulamam
Seni tenha bulacak kendimi asla bulamam. (Şair Selikî-16. yüzyıl)


Yusuf dahi olsan düşürürler seni çağa
Ebna-yı zamanın işi ihvana cefadır (Haşimi)
( Zamanın insanların işi dosta eziyet etmektir. Hazret-i  Yusuf bile olsan seni kuyuya düşürürler.)


Salı, Aralık 15, 2020

Edebiyat Eleştirisi Nasıl Yapılır?

 


er edebiyat eleştirisi, biraz subjektif ve şahsidir. Bu anlayıştan hare
-
ket edilerek yola çıkılırsa, varılacak nokta daha iyi tayin edilmiş olur.Yorumların ve değerlendirmelerin, kesin ve mutlak bir üslupla sonuç
-
landırılması, yapılan eleştiriye de zarar vereceğinden bu tutumdan kaçınmakgerekir. Bir sosyal bilim olarak edebiyat ve daha da özelde eleştiri, kesin
-
lemeden çok genellemedir. Çünkü bu genelleme, eseri değerlendirip hükümverirken yaşanılan devrin bakış açısına göndermede bulunur ve onu temsileder. Bu bakış açısına, eleştiri kuramında “çağdaş bakış açısı” denilmekte
-
dir. Eleştirinin şahsi ve subjektif oluşu bu bakış açısından kaynaklanmaktadır.Fuat Köprülü’nün, “
münekkid doğrudan doğruya kendisinin o eserden aldığı‘duygulanma payı’nı şahsi zevk ve kanaatine göre izah eder.
1
 ifadesi bunudestekler niteliktedir.Eleştiri, mutlak surette bir teoriye dayanmalı ve edebiyat tarihinden fay
-
dalanmalıdır. Çünkü edebiyat teorisi, eleştirisi ve tarihi birbirinden ayrı kav
-
ramlar olsa da aralarında oldukça derin bir ilişki vardır. İyi bir eleştirmenin,iyi bir teorik formasyona ve edebiyat tarihi bilgisine sahip olması gerekir; aksitakdirde yaptığı eleştiri bilimsel olmaktan uzak, dağınık, çok kişisel, karışıkve düzensiz olur. Çünkü teori, eleştiriye bilimsel kılık verir, subjektifliğiniyok etmez; ama azaltır. Her eleştirinin içinde bir teori olacağından genellikleşu ayırım yapılır: teorik eleştiri ve pratik eleştiri. Ancak bu ayırımdan ziyade,genellikle teori ve eleştiri diye bir kabul vardır. Teorik eleştiri daha çok bir te
-
ori önerirken pratik eleştiri eserle ilgili değerlendirme sunacağından buradakitutumumuz pratik eleştiri düzlemindedir.


Metinleri ikiye ayrılır: Edebi olanlar ve öğretici olanlar. Edebi olan metinler sanatın içinde değerlendirilir. Tıpkı diğer sanat ürünleri gibi sanat ürünleri güzelliği önceleyen bir ürün olan edebi metinler; kurmaca, çok anlamlı, işlenmiş gerçeklik ürünü, estetik haz veren, duyguları coşturan bir özelliğe sahiptir.

İşin içine güzellik girince güzelin tarifini yapmak ve güzelin ne olduğunu ortaya koymak gerekir. Bu da kişiye göre değişen-subjektif-öznel-şahsi bir alan demektir. Ancak güzelliğin bir takım ölçütlerinin olduğu da bilinen bir gerçektir.

Güzelliğin, estetiğin, edebi metnin eleştirisine geçmeden önce edebi metinlerin olay çevresinde gelişen (anlatmaya bağlı edebi metinler, göstermeye bağlı edebi metinler) ve coşku-heyecanı dile getiren metinler olmak üzere ikiye ayrıldığını vurgulamak gerekir. Anlatmaya bağlı metinler roman, hikaye, masal, mesnevi gibi metinlerden oluşurken göstermeye bağlı metinler ise Hacivat-Karagöz, Meddah, Komedi, Trajedi, Dram gibi türleri içine alır. Coşku ve heyecanı dile getiren metin denince akla şiirin örnekleri koşma, gazel, sone, türkü, mani, rubai, kaside, murabba, terza rima gibi çeşitler gelmelidir.

Elde hikaye-roman, tiyatro veya şiir gibi bir edebi metin olduğuna göre artık metin eleştirisine geçilebilir. Edebi metin çok anlamlı ve çok çeşitli anlamaya müsait olduğu için kesin, keskin ve mutlak hüküm-sonuç-yargı ifade eden cümleler eleştirinin sıhhatine gölge düşürebilir. Eleştiriye zarar verecek bu üsluptan kaçınmak daha doğru olur.

Bir başka husus, hangi tür edebi metin olursa olsun eldeki malzeme aynı zamanda dönemini temsil etmektedir. Eser döneminin siyasi, dinî, ekonomik,kültürel, sosyal ve sanatsal ortamıyla ilgili bilgi verir. Değerlendirme ise çağdaş-asri-modern bir bakış açısıyla yapılacağından gerçeği ne kadar doğru ifade ettiği tartışmalı bir hale gelecektir. Belki burada Fuat Köprülü’nün, “münekkid doğrudan doğruya kendisinin o eserden aldığı‘duygulanma payı’nı şahsi zevk ve kanaatine göre izah eder." ifadesini hatırlamak gerekir.

Diğer taraftan yapılacak eleştiri bir kıstasa, bir teoriye veya anlayışa göre yapılmak durumundadır. Diğer türlü bir eleştiri, serbest atışlardan öteye geçemez. Çünkü neyi neyle ne kadar doğru ölçüldüğünün bilinmesini ihtiyaç vardır. Bu da bilimsel bir yaklaşımı zorunlu kılar ve edebi metin karşısında eleştirmenin-tahlilcinin hata payını en aza indirir. 

Edebi esere yaklaşımda dış dünyayı, sanatçıyı, eseri ve okuru esas alan yaklaşımlar temeldir. Dış dünya denince tabiat, evren, çevre, sosyal hayat anlaşılmalıdır. Sanatçı odaklı yaklaşımlarda şair, yazar, eleştirmen, şarih dikkate alınır. Eser odaklı yaklaşımda edebi metnin şiir, roman, hikaye, tiyatro gibi ait olduğu türle ilgili değerlendirmeler yer alır. Okur merkezli edebiyat eleştirisinde hitap edilen kişi/muhatap, seyirci, dinleyici, alıcıya dikkatler odaklanır.

Dış dünyayı (evren) esas alan edebiyat eleştirileri yansıtma teorisine dayanır. Bu anlayışa göre edebi metin veya sanatsal ürün hakikatin/gerçeğin bir yansımasıdır. Tarihi eleştiri, sosyoljik eleştiri, Marksist eleştiri yansıtma kuramı içinde yer alır.

Sanatçıyı esas alan edebiyat eleştirisi anlatımcılık teorisiyle ilgilidir. Anlatımcılık teorisi içinde yer alan edebiyat eleştirileri şunlardır: psikanalitik eleştiri, biyografik eleştiri, arketip (vemit) eleştiri. Bu edebiyat eleştirileri temelde sanatçını eser üzerindeki tesirini araştırır. Sanat ürününde sanatçıyı aramaktır denilebilir.

Eseri esas alan edebiyat eleştirisi daha çok dil teorileri üzerinden okunur. Yeni eleştiri, Rus biçimciliği, yapısalcı eleştiri ve vestilistik eleştiri bu gruba girer ve eseri esas alıp eserin dile getirdiğine odaklanır. Eser dışındaki unsurları dışarıda tutmayı önemser bu gruptaki edebiyat eleştirileri.

Okur odaklı edebiyat eleştirilerinde alımlama teorileri ön plandadır. Metni anlamlandırma ve yorumlamada okurun merkeze konduğu bu edebiyat eleştirilerinde fenomenoloji-bilinç eleştirisi, alımlama estetiği, okur tepkisi eleştirisi, feminist eleştiri, konuşma aktı eleştirisi yer alır.

Salı, Haziran 02, 2020

Muhtemelen Daha Önce Duymadığınız Kelimeler Listesi

uzakgörür 
teleskop

ıra
seciye, karakter, huy, hulk

ıpıl ıpıl
parlak parlak

istib'at
olmasına ihtimal vermeme, uzak görme, imkan vermeme, uzak sayma, uzaksama, ıraksama; yakıştıramama

patron çıkarmak
Dikilecek herhangi bir giysinin modelinden/kalıbından/patronundan bir kağıda kopyasını çıkartmak.

tanzifat amelesi
Temizlik işçisi, görevlisi

sentagma
Birimi/bütünü oluşturan ögelerin bir araya gelmesi; dizim.
 
ısıdenetir
Termostat demektir. Bir ortamdaki havanın aynı kalmasını sağlayan cihazdır.

isilik-ısırgın
Aşırı sıcaktan vücutta oluşan kabarcıklar, kabartılar. 

iştika etmek, iştika, müşteki

İştika mezidünfih mastar, müşteki ise bu veznin ism-i failidir. İştika etmek, şikayet etmek demektir. Müşteki ise şikayet eden demektir. 


bürd-bar, bürd-bâr, bürdbar, bürdbâr; Bürdbâr Bürdbârî
Kelime insanlarla ilgili sıfatlarda sabırlı, tahammüllü, hoşgörülü, yumuşak, hilm sahibi gibi anlamlarda kullanılır. Allah'ın sıfatı olarak da kullanılır. 
şehbender
Konsolos, elçi, büyükelçi, sefir.

şütür
Deve

nükat
Noktalar. Nokta kelimesinin Arapça çoğulu. Fual veznindedir.

bes
yeter, kafi, tamam

kirm-i tut, kirm-i dut
dut böceği, ipek böceği

rubbema
bazen, bazı kere, ara sıra, nadiren.

şelelenk, şellenk, şeleleng, şelleng
Kadın mizaçlı erkek, kadın tavırlı erkek

koket
Güzel ve hoş görünmek için çabalayan kadın, ileri yaşına rağmen genç ve güzel kalmak için uğraşan kadın

nahuda
nav-gemi, huda-sahip anlamındaki Farsça iki kelimeden oluşmuştur. Kaptan, gemi kaptanı anlamında kullanılır.

rig
kum 

lahye / lihye
sakal

hilye
yüz, surat, çehre

şabb, şebab
bıyığı çıkmamış delikanlı, yiğit, çocukluktan gençliğe geçen

yestehlemek
dışkılamak, tuvaletini yapmak, büyük abdestini bozmak; kaldırıp atmak

sekbân, segbân, seğbân, seymen, seyman
köpek bakıcısı, köpekçi, köpeklerle ilgilenen kimse
Kapıkulu ocağında bir sınıf, asker bölüğü

lenger, lengerlemek
Çapa, gemi demiri; demirlemek

layiha
tasarı, düşünülen bir şeyi yazıya geçirme, planlama

kaffaten, kaffe
Kaffe; çoğu, bütünü demektir. Kaffeten ise büyük çoğunluğu, geneli, neredeyse tamamı, hepsi birden anlamında kullanılır. 

ertek
masal, hikaye, anlatı




nedir, ne demektir, ne anlama gelir, anlamı nedir, manası nedir, ne manaya gelir, eş ve zıt anlamlısı nedir

Pazartesi, Haziran 01, 2020

Ünlü-Hece Düşmesi Olan Kelimelerin Listesi

Ünlü veya Hece Düşmesi Olan Kelimeler Listesi ve Hece veya Ünlü Düşmesi Olan Kelimelerin Cümle İçinde Örnek Kullanımları:

Kısaca ünlü veya hece düşmesi nedir?

Önce kısaca ünlüleri bilmek gerekir. Türkçede 29 harf-ses vardır. Bu, seslerin bazılarına ünlü-sesli, bazılarına ünsüz-sessiz denir. 21 bir harf sessizdir. 8 harf ise sesli-ünlüdür. Ünlüler çeşitli şekillerde gruplandırılır. Ünlülerin özellikleriyle ilgili şöyle bir tablo verilebilir. Ünlü düşmesi konusu, tabloda kırmızı ile belirtilen ı, i, u, ü dar ünlüleriyle ilgilidir.

 

Düz

Yuvarlak

 

Geniş

Dar

Geniş

Dar

Kalın

a

ı

o

u

İnce

e

i

ö

ü



1. Ünlü ile başlayan ek aldığında kelimelerde ünlü düşmesi olabilir.
Ünlü düşmesi veya hece düşmesi, kelimenin kökünde bulunan bir ünlünün ünlü ile başlayan bir ek aldığında kelimenin ikinci hecesinde yer alan ünlünün düşmesi, kullanılmamasıdır. Bu aynı zamanda bir kelimeyi ekiyle beraber bir hece azaltır. Bir örnekle konuyu anlatalım:

Kelime gönül olsun. Bu kelimeye -ü eki getirelim. Artık bu kök ve eki beraber okuduğumuzda gönülü değil gönlü şeklinde okuruz ve yazarız. 

Gö-nü-lü üç heceden oluşurken ikinci hecedeki ünlü düştüğü için bu kelimeyi artık gön-lü şeklinde okur ve yazarız. Bu da üç heceli bir kelimenin iki heceli olmasına sebep olur. Bu haliyle hem ünlü düşmüş olur hem de hece sayısı azalmış olur. 

Ünlü ile başlayan ek aldığında ünlü düşmesi olan kelimeler başka örnekler: 
ızımız-ağzımız, 
burunum-burnum, 
alının-alnın gibi.

Bu birinci örnek dışındaki kelimelerde de ünlü düşmesi olabilir. Mesela birleşik kelimelerde birleşim sırasında ünlüler düşebilir, yardımcı fiillerle kurulan birleşik fiillerde ünlü düşmesi olabilir veya bazı kelimeler türetilirken ünlüler düşebilir.


2. Ünlü ile bitip ünlü başlayan iki kelimenin birleşmesinde ünlü düşmesi olabilir.

Ünlü ile biten bir kelime, ünlü ile başlayan bir ek aldığında ilk kelimenin son ünlüsü düşer. Buna aynı zamanda aşınma adı verilir. Ünlü düşmesi-hece düşmesi olan bazı birleşik kelimelere örnekler:

ne asıl
nasıl
Ancak ünlü ile bitmeyen kelimelerde de ünlü düşmesi olabilir: 
kayın ana
kaynana

Aynı şekilde ne için-niçin, kahve altı-kahvaltı, öyle ise-öyleyse kelimelerinde hece düşmesi-ünlü düşmesi ve aşınma vardır.

3. Birleşik eylemlerde yardımcı fiil ünlü düşmesine sebep olabilir.
Birleşik fiiller oluşturulurken etmek, eylemek, olmak, kılmak gibi yardımcı fiiller, ünlü düşmesine sebep olabilir. Birleşik fiillerde (isim+yardımcı fiil), birleşik fiilin isim bölümünde ünlü düşebilir:

isim+yardımcı fiil
kayıp olmuştu
kaybolmuştu

hapis etmek
hapsetmek

4. Bazı ekler ünlü düşmesine sebep olabilir.
Dört şekilde ünlü düşmesi olabilir. Son olarak kelime türetirken bazı ünlülerin düşüşü mümkündür. -l, -la, -er, ar ekleri alan kelimelerde ünlü düşmesi görülebilir:

kavur-ul-du-k
kavrulduk

devir-il-di
devrildi

sarı-ar-mış
sararmış

Hece düşmesi-ünlü düşmesinin istisnası ikilemelerde olur. İkilemelerde ünlü düşmesi olmaz:

Sokağın köşesinde burun buruna geldik. 

Görüldüğü gibi burada kırmızı harfle belirtilen u harfi düşmeye uğramamıştır. Bir başka örnek için şu ikilemeyi inceleyelim:
Bu nesilden nesile taşınan bir bayrak adeta.

Bir başka önemli nokta da, dışarı, içeri, ileri, geri, yukarı, aşağı, ora, bura, şura kelimelerine ek geldiğinde ünlü düşmesi yapılmaz:
içeri-içeriden-doğru    içerden: yanlıştır
ileri-ileriden-doğru      ilerden: yanlıştır
ora-orada-doğru        ordan: yanlıştır
bura-burada-doğru    burda: yanlıştır
şura-şuradan-doğru  şurdan: yanlıştır

Bu çalışmada, Türkçede ünlü düşmesine uğrayan bütün kelimelerin listesini çıkarmaya çalıştık. İlk bölümde ünlü düşmesine veya hece düşmesine uğrayan kelimelerin cümle içinde kullanımlarından örnekler verilmiştir. Ünlü düşmesine uğrayan cümlelere örnekler:


isim-ismi
İsmi lazım değil, geçenlerde bir arkadaş ilginç bir şey söyledi ve kalbimi kırdı.

“Kısa bir süre sonra sen de o da öleceksiniz, bundan daha kısa bir süre sonraysa isminiz bile kalmayacak ardınızda.” (Marcus Aurelius-Kendime Düşünceler, Marcus Aurelius)

cisim-cismi
İsmi var cismi yok insanlar lazım bu iş için bize.

Cismi büyük,
Fikri küçük,
Çıktı bir adam karşıma.
Dedi: “Ey şâir bana baksana!
Ben kadere inanmıyorum,
Ne anlatsan boşuna.”
Dedim: “O da senin kaderin anlasana.”
(Şair’ül İslam Yunus Kokan-Elmas Dizeler Altın Sözler)

burun-burnu
Ne o öyle, burnu bir karış havada; sevmem ben öyle insanları.

omuz-omzu
Elfida, bir belalı başımsın
Elfida, beni fark etme sakın
Omzumda iz bırakma, yüküm dünyaya yakın
Elfida, hep aklımda kalacaksın (Haluk Levent-Elfida)

beyin-beyni
Etrafımda bana yakın birilerini arıyorum. Bütün bu beynimde geçenleri teker teker, uzun uzun anlatacak birini. (Sabahattin Ali)

alın-alnı

Allah alnındakini gönlüne gönlündekini alnına yazsın.

 
gönül-gönlü
Ey gönül! Sen sen ol, kimsenin gönlünü yıkma. Dikenin ucuna çık da edep çizgisinden çıkma. (Mevlana)


devir-devri
"Devir, ciğeri beş para etmez adamların devri.'' (Ahmet Ümit-Kavim)
sabır-sabrı
Deme şu niçin şöyle
Yerincedir ol öyle
Bak sonuna sabr eyle
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
(Erzurumlu İbrahim Hakkı)

kabir-kabri
Kendine kabir değil, kendini kabre hazırla. (Hz.Ebubekir)
 koyun-koynu
Oğlum iyi diye övünme, koynuna el kızı girmeden.
 Oğul-oğlu
Bir şeyiniz olayım sizin,
Hani nasıl isterseniz;
Oğlunuz, kiracınız, sevgiliniz.
Dünyanın bir ucuna, birlikte gider miyiz? (Cemal Süreya ~ Lavanta)

bağır-bağrı
"Sana karşı bağrı yanan ve daima Sana sığınan kulların arasına beni de kat. Rabbim! Tevbemi kabul et, günahlarımı affeyle."

cebir-cebri
Cebren ve hile ile aziz yatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. (Atatürk)

şekil-şekli
Melahat, şeklen bir kadından çok uçurtmaya benziyordu.
(Hüseyin Rahmi Gürpınar-Mürebbiye - Şeytan İşi, Hüseyin Rahmi Gürpınar)

nazım-nazmı/nesir-nesre

Mensur şiir, nazmın nesre yaklaştırıldığı şiirdir. Yani şiirin  düzyazı biçimine yakın yazılmasıdır. Bu şiirin ilk örneklerini veren sanatçı, Halit Ziya Uşaklıgil'dir.
Bu bölümde, hangi kelimede ünlü düşmesi olur hangi kelimede ünlü düşmesi olmaz veya bu kelimede ünlü düşmesi var mı yok mu sorularına cevap olması için ünlü düşmesi-hece düşmesi olan diğer kelimelerin bir listesi yer alacaktır:

kıvrım-kıvrımı
sıyır-sıyrıldı
sızı-sızladı
koku-koklamış
ileri-ilerlemek
keyif-keyfim
kayıt-kaydolup
kayıp olmak-kaybolmuş
emir etmek-Emreden yorulmazmış.
devir-devrimizde
devirilmek-devrildi
asır-asrın
geniz-genzimiz
ağız-ağzı
kahır-kahroldum
kesir-kesri
seyir-seyrine
kutup-kutbu
hazım-hazmı
karın-karnım
göğüs-göğsünden
şehir-şehrimiz
nehir-nehrin öte yüzü
fikir-fikrimin ince gülü
zülüf-zülfün tara
ufuk-ufka bakınca
yalın-yalnızlık
yanılmak-yanlışlıkla
meyil-meylediş






Perşembe, Ocak 02, 2020

Destan Nazım Şekli: Uyuz Destanı Sefil Ali





Halk Edebiyatı Nazım Şekilleri başlığı altında yer alan Destan; Koşma, Semai, Varsağı gibi hece ölçüsüyle yazılan bir şiir türüdür. Koşma kafiye şemasıyla, dörtlük nazım birimi ve 11’li hece ölçüsüyle yazılan uzun şiirlerdir. Şairi belli olduğu için anonim değil aşık tarzı halk şiiri örnekleri arasında yer alan destan türü şiirleri koşma, semai ve varsağıdan ayıran özelliği, şiirin içinde hikaye olmasıdır. Bu yönüyle divan şiirinin mesnevisine benzer. Mesnevi, şiirle hikaye anlatması yönüyle destana benzese de, mesnevinin destan farkı, aruz ölçüsü ve beyitlerle yazılmasıdır.
Aşağıda halk şairi Sefil Ali tarafından yazılan bir destan vardır. Destan şair, uyuz hastalığını ve bu süreçte yaşadıklarını hikaye eder. Cidden hoş bir üslupla yazılan Uyuz Destanı, Harb-i Umumi (1. Dünya Savaşı) yıllarında Türkiye’yi baştan başa saran uyuz illetinden bahseder. Uyuz hastalığına Sefil Ali de yakalanmıştır destan şeklinde bir taşlama kaleme almıştır. Sefil Ali’nin mizahta ve hicivde ne kadar usta olduğunu göstermesi açısından da önemli olan Uyuz Destanı’nın tam metni:





Uyuz Destanı

Ey ağalar ben tutuldum uyuza,
Günden güne akça bağlarım fayize,
İlacını bulamadım ne ise,
Canım yandı pis uyuzun elinden!

Ey ağalar uyuz oldum kaşındım
Çaresini bulamadım düşündüm
Geceleri çok kapıya taşındım
Kurtulamadım pis uyuzun elinden!

Çıra yaktım uyuzlara bakındım
Çoluktan çocuktan kendim sakındım
Hep tepemden çayın suyun dökündüm
Kurtulamadım pis uyuzun elinden!

Gün aşınca uyuz ister tımarı
Kaşındıkça arsız uyuz şımarı
Kendimde olmasa çalsam şamarı
Canım yandı pis uyuzun elinden!

Kaşınsan kaşınsan tımara kanmaz
Yürütür sözünü, sözünden dönmez
Her yerde bitiyor, uyuz utanmaz
Perişanım pis uyuzun elinden!

Akşam olur em (merhem, ilaç) çanağı dizilir
Kaşını kaşını ömrüm üzülür
Bir gün değil, beş gün değil bezilir
İy(i)ce bezdim pis uyuzun elinden!

Akşam oldu ehl-ıyalcık (çoluk çocuk, ev ahalisi) yağlandık
Birbirimiz çoluk çocuk lağlandık (Latife etmek, eğlenmek)
Tamam üç ay uyuz ile eğlendik
Kurtulamadık pis uyuzun elinden!

Eme (ilaç) verdik elde olan parayı
Uyuz ile bulamadık arayı
Yıkıldı gönlümün köşkü, sarayı
Canım yandı pis uyuzun elinden!

Hükmetti elime verdi tabağı
Genç yaşımda belim büktü bayağı
Hep çalındık evde tükettik yağı
Kurtulamadık pis uyuzun elinden!

Çoluk çocuk ocak başı bekleşti
Yağlandıkça murdar uyuz kökleşti
Bilemedik bize nerden ekleşti
Canım yandı pis uyuzun elinden!

Topal etti, göndermedi işime
Uyuz ol da yiğit isen kaşıma
Murdar uyuz ne getirdi başıma
Kurtulamadım pis uyuzun elinden!

Yatağımda yatırmadı ırahat
İşledi çıbanlar, oldu cerahat
Murdar uyuz bizi buldu nihayet
Canım yandı pis uyuzun elinden!

Bilemedim çok kaşıdım, azdırdım
At üstünde nice yerler gezdirdim
Her hafta merhemini düzdürdüm
Kurtulamadım pis uyuzun elinden!

Lanet olsun pis uyuzun yüzüne
Yırtmalı derini, uysan sözüne
Dünya malı hiç gelmiyor gözüne
Canım yandı pis uyuzun elinden!

Bir zamanda perhiz ettim, yemedim
Hiç kimseye: Ben uyuzum, demedim
Hep çalındım, hiç de ilaç komadım
Kurtulamadım pis uyuzun elinden!

Karılar da yatağına koymadı
Çoluk çocuk hatırımız saymadı
Murdar uyuz bizde hürmet koymadı
Canım yandı pis uyuzun elinden!

Her gün geceleyin çatmalı ocak
Keskinli kızı sert, bize döğecek (İlk karısı)
Küçük avrat bizi evden koğacak (İkinci karısı)
Canım yandı pis uyuzun elinden!

Adı uyuz, bir büyücek dert imiş
Yedi vücudumu bir aç kurt imiş
Sıçanotu her ilaçtan mert imiş
Hep kurtardı pis uyuzun elinden!

Bilmem kıştan oldu, bilmem soğuktan
Başa ne gelirse bilmeli Hak’tan
Murdar uyuz bizi buldu hiç yoktan
Canım yandı pis uyuzun elinden!

Sorarsanız zemheride tutuldum
Yaz, bahar ayında sele atıldım
Ayran çıktı, yavaş yavaş kurtuldum
Canım yandı pis uyuzun elinden!

Murdar uyuz kemiklerden girişir,
Yürekte yankısı, sinede tutuşur,
Sefil Ali üç ay çekti, yetişir!
Canım yandı pis uyuzun elinden!   

Şair Sefil Ali


Kısaca:
Halk Edebiyatı Nazım Şekilleri
Aşık Tarzı: Koşma, Semai, Varsağı, Destan
Tekke-Tasavvuf Tarzı: İlahi, Nutuk, Şathiye, Devriye
Anonim: Türkü, Mani

Halk Edebiyatı Nazım Türleri
Taşlama: Yergi şiirleri
Ağıt: Ölümü anlatan şiirler
Koçaklama: Savaşı, kahramanlığı anlatan şiirler
Güzelleme: Aşkı ve dilberleri anlatan şiirler

Halk Edebiyatı Ölçüsü
Hece

Halk Edebiyatı Ölçü Birimi
Dörtlük