Translate

Çarşamba, Kasım 23, 2016

Refik Halid Karay Sakın Aldanma İnanma Kanma Kitabı Ortada Kabahatli Yok Osmanlı Türkçesi / Osmanlıca Metnin Okunuşu 7

19

köpek öteden yetişip kuyruğundan kapmış, bir kıyamet kopmuş...
Tilki vartayı anlatınca uzaktan sormuş:
- Siz buraya ne yapmak için toplandınız?
- Dağı şenlendireceğiz! demişler.
- Siz de bu huy var iken güç şenlendirirsiniz!
demiş...
Biz de memleketimizi bu tarzda şenlendirmeye kalktık; çifteleye
dalaya, vura kıra... Her ne ise; olan oldu, fakat bu
memlekette suyu getiren de bir, destiyi kıran da... Bu harbi
ilan ve sevk-i idare iden zevattan biri bakıyorum meclis ayanı
bugünlerde teşrifat işleriyle, öne geçip arkaya oturmak
meseleleriyle işgal ediyor; sakin devirlerde bile insan pek
boş kalmamalı ki bunu düşünsün? Benim olan biten işlerde hiç
medhalim yok da yine ne yediğimi biliyorum, ne içtiğimi... Çiğneyip
geçseler farkında olmuyorum, değil ki birinci mevki, ikinci mevki
düşüneyim...
Alem yine ol alem, devran yine ol devran! Ortada kabahatliye
benzer kimse yok, herkes sulhcü, herkes kahraman-ı hürriyet
yerine şimdi kahraman-ı sulh namzedi... Galiba bu muharebeye ben

sebep oldum, ben istedim, memleketi ben batırdım!

Refik Halid Karay Sakın Aldanma İnanma Kanma Kitabı Ortada Kabahatli Yok Osmanlı Türkçesi / Osmanlıca Metnin Okunuşu 6

18

o idi, cenk çıngırağını sallaya sallaya öne düştü, 
uçurum yolunda bize kösemenlik etti. Daha dün ben Almanyanın
Fransandaki geri hareketinden teessürle bahsederken onlar bıyık
altından gülüp eğlenerek:
- A saf-dil, diyorlardı, bu, Hindenburgun bir planı
çekilip çekilip tos vuracak, Parisi çökertecek!
bir tos yiyen var ama Fransa değil...
Yahu, ne olur, bir kişi meydana çıksa da : " İyi ettik de
harp ettik!" dese... Fakat - Açıkçası- bu tarzda 
ne sulh, ne harp idare edilir. Ben ne kin güdüyorum, ne hınç
çıkarıyorum. Peşinen söyleyeyim, doğru laf ediyorum, gıll 
ü gışsız... Hatta aleyhtarlık konserine katılmış olmak 
için canım yazmak da istemiyor ama duramam, bende bu illettir!
Böyle bizim yapdığımız gibi, süre sarkıta, tartaklaya
hırpalaya, al aşağı, vur yukarı medeniyet kurulmaz! Bir hikaye
vardır: Merkep, horoz(s) köpek toplanmışlar, baş başa
vermişler, bu, böyle olmaz, bir yer beğenelim, orayı şenletelim, şunu,
bunu toplayalım, köy kuralım demişler, horoz ötecek,
köpek havlayacak, merkep anıracak, dağlar, dereler seslerile
şenlenecek ve bunu duyan gelecek, onlara iltihak idecek...
Muvafakat hasıl olmuş, bir orman kenarı seçilmiş,
hazırlanmışlar. Derken bir tilki görünmüş, horoz misafir
geldi manasında bir ötünce, merkep koşup bir çifte atmış




Refik Halid Karay Sakın Aldanma İnanma Kanma Kitabı Ortada Kabahatli Yok Osmanlı Türkçesi / Osmanlıca Metnin Okunuşu 5 (Osmanlıca Okuma Metinleri)


okuyup memleketi bu hale ben getirdim! Kabahatliyi andırır
bir adam göremiyorum
Kimi görsem kırk yıllık sulh-perver, kimi sorsam
anadan doğma harbe düşman, kim karşıma çıksa ced-be-ced musalaha
tarafdarı... Ya hu şu muharebeyi yapan, yaptıran kim? Cümle alem
ezelden Almanyaya aleyhdarmış; hem memlekette ne kadar da çok muhalif
varmış! Seksen danesi ayağıma dolaşıyor, etrafımda dönüyor..
Ah, bu insanlar! Gel de bu memleketde fırka, cemiyet yap; azanı
kuş sütüyle beslesen bir kere sarsıldın mı, gübre üzerinde 
eşinen serçe sürüsü gibi bir anda uçuşup dağılıyorlar...
Öyle hale geldim ki sokağa çıkıp da bildiğe rast geleceğim,
yalan, dolan dinleyeceğim diye canım evime kapanmak, kapımı örtmek
istiyor; havadis almaya ihtiyacım olmasa elime gazete almayacağım;
eski ağza yeni taam, harp yaygaralarına sulh teranesi yaraşmıyor.
Elimden gelse "zafer nihai"yi kullanmış olan her gazeteciye
şimdi ceza olarak "Sulh-ü münferid" terkibini bir milyon kere
yazdırırdım. Hoş onların yanında söz başkalarına düşmez ya, 
hala harp hengamesinin o şuursuz matbuat cemiyeti sulh
devrinin de yardakçısı olmak iddiasında... Hani kasab tekeleri
vardır, sürünün önüne düşer de çıngırağını sallaya sallaya
koyunları selh-haneye (mezbaha) götürür, tam içeri girince şöyle bir 
sıçrar, köşedeki yüksekçe yere çıkıp kendisini ıskartaya 
çıkarır, vazifesi odur. Bu matbuat cemiyetinin de vazifesi