Güzel atasözlerinden 1

Kara gün, kararıp gitmez.
Yok yoksul, kel öksüz değilsin.
Hediye atın dişine, gelinin döşeğine bakılmaz.
Terazi var, tartı var; her şeyin bir vakti var.


Fütüvvetname ve ahilik






Fütüvve - Fütüvvetname, Ahilik te
şkilatı nedir ne zaman başlamıştır?


Fütüvvet  (فتوت) kelimesi genel olarak cömertlik, kendini başkasına tercih etmek, diğergamlık, başkalarının işlerini düzeltmeye çalışmak, onlara yardımcı olmak, onların yardımına koşmak anlamlarında kullanılır. Kelimeyi kendi nefsinin başkalarının nefsinden üstün görmemek diye tarif etmek mümkün. Hata ve kusurlarının farkında olanı affetmek, onlara safh ile muamele etmek, yiğitlik, lütuf, ihsan, ihsankarlık, soy temizliği, iyi geçim, gençlik kavramlarıyla ilişkilendirilir. Anadolu kurulan ve gelişen esnaf teşkilatı anlamında da kullanılan kelimenin tarihi Abbasiler dönemine uzanır.

Abbâsî Halifesi Nâsır-Lidînillâh otoritesini güçlendirmek için danışmanı mutasavvıf Şehâbeddin es-Sühreverdî’ye (ö. 632/1234) Risâletü’l-fütüvve’yi yazdırdı. Sühreverdî böylece, fütüvvet teşkilâtının nizamnâmeleri niteliğini taşıyan fütüvvetnâme türünü başlattı. Genel olarak fütüvvetnâmelerde tasavvufî nitelik ve ahilik yan yana kullanılır. Fütüvvetnameler, ahîliğin âdâb ve erkânını, mertebeler silsilesini, teşkilât özelliklerini yansıtan usul ve kaidelerini ifade eder ve Hz. Ali bu eserlerde fütüvveti, ahiliği en iyi temsil eden kişi olarak kabul görür. Esnaflık ve lonca teşkilatlarını bu kurumlarla beraber düşünülebilir.

3 tür fütüvvetnameden bahsetmek mümkündür:

Sûfi Fütüvvetnâmeleri (IX-XIII. yüzyıllar).
Fütüvvet Teşkilâtına Ait Fütüvvetnâmeler (XIII-XIV. yüzyıllar)
Ahî Loncaları Fütüvvetnâmeleri (XIII-XVI. yüzyıllar)

Kaynak: (Diyanet İslam Ansiklopedisi ve Luggat)

Türk Dili ve Edebiyatı Soruları (Test, Kısa Cevaplı, Açık Uçlu, Eşleştirme, Çoktan Seçmeli) (AYT, TYT, LYS, YGS)


Türk Dili ve Edebiyatıyla ilgili üniversiteye girişte sorulmuş sorular ve diğer soruları online ve anında puanlarınızı, yanlışlarınızı görüp çözmek için lütfen linkin üzerine tıklayınız.





1. Türk Dili ve Edebiyatı Soruları (2017 LYS Türk Dili ve Edebiyatı Soruları ve Diğerleri)

2. Türk Dili ve Edebiyatı Soruları (1974 Türk Dili ve Edebiyatı Soruları)

3. Türk Dili ve Edebiyatı Soruları 
(2017 LYS Türk Dili ve Edebiyatı Soruları ve Diğerleri)

4. Türk Dili ve Edebiyatı Soruları (2006 LYS Edebiyat Soruları)

5. Türk Dili ve Edebiyatı Soruları (2007 LYS Edebiyat Soruları)


6. Türk Dili ve Edebiyatı Soruları (2008 LYS Edebiyat Soruları)

7. Türk Dili ve Edebiyatı Soruları (2009 LYS Edebiyat Soruları)

8. Türk Dili ve Edebiyatı Soruları (2016 LYS Türk Dili ve Edebiyatı Soruları)



Hata, soru ve görüşleriniz için maveraesintisi@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.




Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezinin (ÖSYM) Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi (ÖSYS) çerçevesinde Yükseköğretim Kurumları Sınavının (YKS) iki alt sınavında yer alan Temel Yeterlilik Testi (TYT) ve Alan Yeterlilik Testi (AYT) (eski adıyla Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) ve Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS), ÖSS, ÖYS) sınavları ile Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) 9. Türk Dili ve Edebiyatı Soruları (Test, Kısa Cevaplı, Açık Uçlu, Eşleştirme, Çoktan Seçmeli), 10. Türk Dili ve Edebiyatı Soruları (Test, Kısa Cevaplı, Açık Uçlu, Eşleştirme, Çoktan Seçmeli), 11. Türk Dili ve Edebiyatı Soruları (Test, Kısa Cevaplı, Açık Uçlu, Eşleştirme, Çoktan Seçmeli), 12. Türk Dili ve Edebiyatı Soruları (Test, Kısa Cevaplı, Açık Uçlu, Eşleştirme, Çoktan Seçmeli) Sınavları Antrenman Sahası










Divan Edebiyatından Güzel Beyitler 2




Divan Edebiyatından Güzel Beyitler 2 - Şair Necati Bey



















Alır gözü ile bakma cihâna kim güneşin
Yüzüne doğru bakanın gözünden akar yaş

Necati Bey

Anlamı: Dünyaya alıcı gözle bakma ki güneşe bakanın gözünden yaş akar.

Divan Edebiyatından Güzel Beyitler 1


Divan Edebiyatından Güzel Beyitler 1- Şair Nevi



















Zen-i dünya nice erden boşanmış kahbedür sen de
Er isen kaseyi pür kise-i dinarı boş eyle

Nev'i

Anlamı:
Kadın dünya nice erkekten boşanmış bir kahpedir; sen de er isen dinar kesesini boşalt, kaseyi doldur.



Atasözü: Parasını aziz eden kendisini zelil eder.



İbrahim Şinasi Efendi'nin Durub-ı Emsal-i Osmaniye adlı kitabından (1357 nolu atasözü) Osmanlıca Atasözleri


Parasını aziz eden kendisini zelil eder.

Hece, aruz, serbest nazım: Nazım Hikmet'in Türk şiir ölçüsüne katkısı nedir?



Nazım Hikmet’in Türk şiir ölçüsüne katkısı nedir?
Türk şiiri daha doğru bir ifadeyle Türk edebiyatı şiir ölçüleri hece, aruz ve serbest nazım bilinir. Türk edebiyatında serbest ölçüyle şiir yazan şairler sayıldığında da Nazım Hikmet bu kategoriye dahil edilir.
Türk şiirinde hangi ölçüler kullanıldı ve Nazım Hikmet’in Türk şiir ölçüsüne katkısı nedir sorusunu kısaca şöyle cevaplamak mümkündür:  Türk şiirinde hece, aruz ve serbest ölçü kullanıldı. Nazım Hikmet de serbest ölçüyü kullandı ve yer yer heceye uyan ama heceden farklı, bir merdiven gibi basamaklı, yer yer meydan okuyan, seslenen, çağıran, ünlemlerden destek alan, bol iç diyaloglu, şiirle hikaye anlatan, senaryolu, kelimeleri bölen, sesten, kafiyeden, tekrardan faydalanan şiirler yazdı. Bunların bir kısmını farklı şairler de kullandı elbette.
Aruzun Türk şiirinden yavaş yavaş çekildiği, hecenin revaçta olduğu ancak şiir ve manzume olmak arasında kaldığı bir dönemde, Fransız serbest ölçüsünün Türk şiirinde yer edindiği bir dönemde Nazım Hikmet’in bu şiiri Türk şiiri için bir soluk oldu. Ama Türk şiiri bu aşamaya nasıl geldi?
Hece tarih boyunca Türklerin milli vezni olarak hep kullanıldı. 1000’li yıllardan sonra Arap ölçü birimi aruz bir dönemi forse etti. 1860’dan sonra Fransız serbest şiiri Türk şiirine girince, dönemin aruzunda yeni denemeler söz konusu oldu.
Divan şiirinin ölçüsü aruzun uzun Mef'ûlü Mefâilü Mefâilü Feûlün kalıbıyla yazılan mısrasını kısa Mef’ûlü Feülûn kalıbıyla yazılan mısrasının takip etmesiyle kurulan müstezat ile başlayan süreç, Servet-i Fünun şairlerinin müstezatın kesin kalıplarını delerek aynı şiirde değişik aruz kalıplarının kullanarak serbest müstezatı denemeye vardı. Hececilerin hecenin değişik kalıplarını kullanarak oluşturdukları hecenin serbest müstezatını denedikleri ama pek müşreti bulamadıkları bir zaman sonrasında, Nazım Hikmet’in Türk şiirine katkısı vurgulamak yerinde olur. Moskova’ya yolunda Batum’da İzvestiya gazetesinde görüp ilham aldığı Mayakovski’nin uzunlu kısalı, basamaklı dizilişe vurulan Nazım Hikmet, Rusça bilmeden aşık olduğu bu tarzı sonrasında Türk şiirine soktu.
Müstezattan, serbest müztezattan, Fransız serbest şiirinden, hece müstezatından epey farklı olan bu tarzı, Moskova yolunda gördüğü açlığı hece ölçüsünün kalıplarına sığdıramayınca, Mayakovski’de gördüğü bu tarzı Açların Gözbebekleri’nde denedi:

Açların Gözbebekleri 
 Değil birkaç
değil beş on
otuz milyon

bizim!
Onlar
bizim!
Biz
onların!
Dalgalar
denizin!
Deniz
dalgaların!
Değil birkaç
değil beş on
30.000.000
30.000.000!
Açlar dizilmiş açlar!
Ne erkek, ne kadın, ne oğlan, ne kız
sıska cılız
eğri büğrü dallarıyla
eğri büğrü ağaçlar!
Ne erkek, ne kadın, ne oğlan, ne kız
açlar dizilmiş açlar!
Bunlar!
Yürüyen parçaları
o kurak
toprakların!
Kimi
kemik
dizlerine vurarak
yuvarlak
bir karın
taşıyor!
Kimi
deri… deri!
Yalnız
yaşıyor
gözleri!
Uzaktan
simsiyah sivriliği
nokta nokta uzayıp damara batan
kocaman balı bir nalın çivisi gibi
deli gözbebekleri,
gözbebekleri!
Hele bunlar
hele bunlarda öyle bir ağrı var ki,
bunlar
öyle bakarlar ki!…
Ağrımız büyük!
büyük!
büyük!
Fakat
artık imanımıza inemez tokat!
Demirleşti bağrımız,
çünkü ağrımız
30.000.000
deli gözbebekleri!
Gözbebekleri!
Ey
beni
ağzı açık
dinleyen adam!
Belki arkamdan bana
bu kalbini
haykırana
“kaçık”
diyen adam!
Sen de eğer
ötekiler
gibi kazsan,
bir mana
koyamazsan
sözlerime
bak bari gözlerime;
bunlar:
Deli gözbebekleri!
Gözbebekleri!


Âşık Ruhsatî Koşmasında İsim ve Sıfat Tamlamaları Tahlili

Sıfat Tamlaması deli gönül Tamlayan: deli (Niteleme Sıfatı) Tamlanan: gönül (İsim) ...