Nizamülmülk kimdir? Siyasetname'nin İçeriği, Konusu, Siyasetname'den Örnek Metinler

Nizamülmülk ne demek?

Kelime, devletin nizamı anlamına gelir. Nizam ve mülk kelimelerinin birleşmesiyle oluşturulmuş bir isim tamlamasıdır. Nizamülmülk, devletin düzeni, devletin nizamı demektir. Nizam-düzen, mülk-devlet demektir. Buradaki mülk kelimesinin mal anlamıyla ilgisi yoktur. Adalet mülkün (devletin) temelidir ifadesindeki anlamıyla kullanılır. Nizam ül mülk ifadesindeki ül () Arapçada iki kelime terkip-tamlama oluşturulmak istendiğinde kullanılır ve iki kelime arasında tamlama kurar. Kelimenin yazılışı nizamü'l-mülk şeklindedir.

Nizamülmülk kimdir? Nizamülmülk kim? 

Nizamülmülk öncelikle devletin iki numarası bir vezirdir. Bugünkü adıyla başbakandır. Nizamü'l-Mülk (1018-1092) onun sıfatıdır. Tam adı Hasan b. Ali b. İshak'tır. İran'nın Tus şehrinde doğmuştur. Büyük Selçuklu Devleti'nin sadrazamıdır. İranlıdır. Şair Ömer Hayyam ve Batini/Haşhaşi Hasan Sabbah ile okuldan arkadaştır. Sultan Alparslan ve Sultan Melikşah dönemlerinde vezirlik yapmış, Büyük Selçuklu Devletinde etkin bir rol üstlenmiştir. Gazneliler'de siyasi kariyerine başlamış, 1040 Dandanakan Savaşından sonra Büyük Selçuklu Devletinde kariyerinin zirvesine ulaşmıştır. 

Nizamülmülk nasıl öldürüldü? Nizamülmülk'ü kim öldürdü?

Nizamülmülk'ün ölümü, çocuklukta arkadaşı olan kişinin elinden oldu. Nizamülmülk,  Hasan Sabbah ve Haşhaşilerin şer yuvası Alamut Kalesini kuşattı ve yolları kesti. Ancak nalları kaleye doğru gidiyormuş gibi iz yapan iki kişinin hilesini askerler fark edemedi. Sanki iki kişi kaleye girmiş görüntüsü verildi. Bu sırada hamamda bulunan Nizamülmülk, yemek yerken şikayetini dile getirmek için yanına geliyormuş havası veren bir fedai tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Hasan Sabbah'ın suikastla öldürdüğü Nizamülmülk'ün mezarı İran'ın İsfahan şehrindedir.


Nizamülmülk Medresesi

Nizümülmülk, şöhretini hak eden devlet adamlarındandır. Onun tarafından temelleri atılan Nizamülmülk Medresesi ya da medreseleri, sonraki yüzyıllarda Anadolu Selçuklu Devleti ve Osmanlı Devletinin eğitim sistemine model olmuştur. Nizamülmülk medreseleri olarak bilinen ve kendi adıyla anılan bu medreseler, İslam dünyasında örnek teşkil etmiştir. Bu medreselerin en büyüğü Bağdat'taki Nizamiye Medresesi'dir. Amul, Basra, Belh, Herat, İsfahan, Musul, Nişabur gibi şehirlerde benzer medreseleri kuran Nizamülmülk, Büyük Selçuklu Devleti'nin eğitim kurumlarının banisi konumuna yükselmiştir.


Siyasetname nedir? Siyasetname ne demektir? Siyasetname'nin konusu nedir?

Siyasetname, ulemanın devlet yönetimiyle ilgili sultanlara öğütlerini içeren eserler için kullanılan bir tabirdir. Siyaset usulü nasıl olmalıdır. halk ve saray ilişkileri nasıl yönetilir, adil yönetici kimdir, adaletle yönetmek nedir gibi birçok sorunun cevabı bu tip kitaplarda yer alır.

Arapça siyaset ve Farsça name kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuş bir kelimedir. Siyaset kelime olarak hayvanı özellikle de atı tımar etmek, yola getirmek, terbiye etmek, bakmak anlamına gelir. Kullanılan anlamıyla vali olmak, hakim olmak, idare etmek, düzene koymak, tedbir almak demektir. Name ise mektup demektir. İdare mektubu gibi bir anlam vermek mümkündür. 


Siyasetname Nizamülmülk tarafından Büyük Selçuklu döneminde yazılmış mıdır ya da Siyasetname ne zaman yazılmıştır?

Evet, Nizamülmülk'ün Siyasetname adlı eseri Selçuklu döneminde yazılmıştır. Büyük Selçuklu Devleti 1040 Dandanakan öncesinde kurulmuş 1157 Katvan Savaşı ile yıkılmıştır. Nizamülmülk ise 1092'de ölmüştür.

Siyasetname kimin eseridir?

Siyasetname, Nizamülmülk'ün yazdığı bir eserdir. Ancak Göktürk Kitabeleri'nden Kutadgu Bilig'e bilinen birçok siyasetname örneği vardır. Türk, Arap ve Fars edebiyatlarında, İslam ve dünya edebiyatında çok sayıda siyasetname örneği mevcuttur.


Nizamülmülk eseri: Siyasetname

Devlet yönetiminde etkin bir konumda olan Nizamü'l Mülk (Devletin Nizamı), burada edindiği tecrübeleri Siyasetname adlı eserinde toplamıştır. Siyasetname formunda kaleme aldığı eserinde devlet yönetimi için sultanlara önemli tavsiyeler verir. Siyasetname'yi fasıllar biçimde yazmıştır. Kitap, 51 fasıldır. Eserini yazarken öğütleri, hiikmetleri, atasözlerini, Kuran yorumunu, Peygamber hadislerini, diğer peygamber hikayelerini, adil padişahların hikayelerini ve diğer tarihi bilgileri kullanmıştır.

Prof. Dr. Kadir CANATAN'a tarafından yapılan kavramsal okumaya göre kitabın temel kavramları şunlardır: beytülmal, meşveret (danışma), avam-havas, reaya, kabul günü (merasim, ziyaret), adalet, temsilci, kethüda (kahya), zahid ve abid.

Kitapta kısaca şu ana fikirler işlenir:

1. Allah her asır ve zamanda halkın içinden birini seçerek onu padişahlık sanatlarıyla övülmüş ve süslenmiş kılar. Dünyanın işlerinden ve kulların huzurundan onu sorumlu kılar, fesat; karışıklık ve fitneyi ortadan kaldırır.

2.      Devlet ve toplumda üç kesim vardır: Akıl ve bilgi sahibi padişah, sorumluluk sahibi hizmetkarlar/bürokrasi ve itaat etmesi gereken halk, reaya, teba. Padişah, isminin ebedi kılmak için dünyanın imarına başlar. Allah, soyu ve liyakat-imanın sağlamlığından ötürü padişaha bu yetkiyi verir.

3.      Padişah için, din işlerini araştırıp farz ve sünnetleri korumak, Allah’ın emirlerini yerine getirmek, din alimlerine hürmet etmek, onların nafakalarını Beytülmalden ayırıp tayin etmek, zahid ve abidlere saygı göstermek vaciptir. Beytülmalden kendilerine aylık verilirse eşrafa hıyanet etmez ve rüşvet almaya mecbur olmazlar. Neticede eşrafın/tımar sahiplerinin işi doğru yürüyerek gelir temin edilir.

4.      Padişahlar, kuvvetli görüş ve ihtisas sahibi kişilerle meşveret yapmalıdır. Dayanak Kuran gösterilir: "Ey Muhammed! Bir iş yapacağın zaman işinde onlara danış." (Ali İmran, 3/159) Meşveret esnasında muhalif olanlar da görüşlerini açıkça söylemeli ve konu tartışılmalıdır. Meşveret yapmadan icraatta bulunan padişah bencil ve zayıf görüşlüdür.

5.      En iyi sultanlar alimlerle düşüp kalkanlar, en fena bilginler padişahlarla birlikte olanlardır (Süfyan-ı Sevri) İlim adamları farklı beklentilerle saraya gelmemelidir. İhtisasları doğrultusunda yönetime destek sağlamalıdır. Sultan da alimlerin/ulemanın görüşlerini sürekli almalı ancak onlara nüfuz etmeyi düşünmemelidir.

Sarayda düzenlenecek merasimlerde protokol sırası şöyledir:  Akrabalar, meşhurlar, mevki sahipleri ve en son diğer kişiler. Ziyaret, teker teker kişilerle yapılmazsa ve toplu halde olursa hiyerarşi gözetilmez. Merasimler sık sık yapılmalıdır.

7.      Siyasetnameler mevcut durumu da yansıtırlar. Sarayda işret meclisi kurulduğu hafta bir veya iki gün gelmiş, alışkanlık peyda etmiş kişilerin gelmesine izin vermek gerekir. Gelmesi mahzurlu olmayan kimselere geleceklere gün bildirilir. Özel işret olduğu günlerde, şahıslar bu toplulukta yerlerinin bulunmadığını bilmelidir. Saraya gelenler evlerinden yiyecek veya şarap getiremezler. Sultan dünyanın kethüdası/en büyük lideridir dolayısıyla kullarının iaşesini sağlayabilir.

8.      Adalet için sarayın karşısına gelenler başlarına gelenin cevabını almadan ayrılmaz. Ancak yabancılar sarayın halka kötü davrandığı zehabına kapılabilir. Derdi olanlar bir yerde toplanıp bunları kağıtlara yazar ve içlerinden 5 kişi bunu saraya getirir.



Siyasetname örnekleri veya Nizamülmülk'ten Örnek Bölümler:

Siyasetname içeriği nasıldır? Siyasentname içeriği nedir? İşte Nizamülmülk'ün 55 fasıllık Siyasetname faslından iki örnek:

Din ve Şeriat İşlerinin Esaslı Tetkik ve Teftişine Dair 

Din işlerinin tetkiki, farz ve sünnetlerin muhafazası, Allahü Teâlâ’nm buyruklarının icrası, din ulemasına ihtiram ve geçimlerini beytülmâlden temin ve tayin, zahit ve dervişleri aziz tutmak padişahların üstüne vaciptir. Haftada bir yahut iki defa din ulemasını huzurunda kabul edip, Hakk Teâlâ’nın emirlerini bizzat onlardan dinlemek, Kur’an tefsiri ve Resulallahın hadislerini, geçmiş adil padişahların hikâyelerini ve peygamber kıssalarını onların ağzından can kulağıyla dinleyerek gönlünü dünya meşgalesinden kurtarır. Huzurunda âlimler için münazaralar tertip ederek bilmediği bir mevzu var ise öğrenme, bildiklerini ise pekiştirme imkânı bulur. Şayet bir süre böyle devam ederse bunu alışkanlık haline getirir ve zamanla peygamber efendimizin hadislerinden, şeriat hükümlerinden ve Kur’an-ı Kerim tefsirinden ezberleyesiye malumat sahibi olur. Dinî, dünyevî konularla ilgili takınacağı tutum, izleyeceği çözüm yolları hakkında aydmlandığı takdirde yüksek vicdan, adalet ve muhakeme gücü sayesinde hiçbir dini eğri, mezhebi bozuk kişi onu hak yoldan ayıramaz; memleketinde kötü emeller ve sapkınlıklar ortadan kalkarak muazzam işler icra eder. Kendi devrinde ahlaksızlığın, yolsuzluğun ve ihtilafların kökü kazınır. Hakkaniyetli eller kuvvet kazanarak bozguncular hüsrana uğrar. Bu âlemde adı iyi olarak anılırken diğer cihanda da nice menzillere nail olarak büyük sevaplara ve sonsuz kurtuluşa erer ve dahi halk onun devrinde ilim tahsiline daha fazla rağbet eyler.



Vekil-i Has ve İşlerinin Niteliğinin Revnakına Dairdir 

Saray harcamalarına nezaret eden bir vekilin bulunması devrimizde fena şekilde unutulmaya yüz tutmuştur. Bu görev öteden beri mutfak, şaraphane ve has içkiler, has ahır, şehzadeler ve diğer yakınlar için yapılan harcamalardan sorumlu olan nam salmış, muteber birisine verilirdi. Her ay, hatta her gün meclis-i âlide bulunup memleket ahvali hakkında söyleşmeli; her an huzura varıp durum tespitinde bulunarak fikir almalı; olan bitene, alıp verdiğine ilişkin malumat vermelidir: Görevini yerine getirip, işlerini icra edebilmesi için kendisine azami ölçüde hürmet ve itibar edilmelidir.


Kaynak:

NIZAMU'L-MULK 

HASAN ALİ YÜCEL KLASİKLER DİZİSΠ

FARSÇA ASLINDAN ÇEVİREN: MEHMET TAHA AYAR






Şeyyad Hamza ve Yusuf ü Züleyha

 

Şeyyad Hamza

 

Asıl adı Hamza’dır. Şeyyad kıssahan, mutrib gibi anlamlara gelir. Rıfkı Melul Meriç, 1930'da Şeyyâd Hamza’nın kızına ait olduğu anlaşılan 749/1348 tarihli mezar taşını bulmuştur.  Metin Akar, bir mersiyeden hareketle kızının bu tarihte vebadan öldüğünü kesinleştirmiştir. Şair başka çocuklarını da kaybetmiştir.


Seyyâd Hamza’nın 13. yüzyıl sonu veya 14. yüzyıl başında doğup 14. yüzyılın ikinci yarısında vefat ettiği ortaya çıkmaktadır.Kızının mezarı Akşehir’de olduğu için bu civarda yaşadığı düşünülmektedir.

Şair, Mevlevîlik terminolojisini kullandığı ve Sultan Veled’ten bahsettiği için Mevlevi olduğuna dair görüşler vardır.


Eserlerinden hareketle Arapçaya, Farsçaya ve İslam kültürüne vakıf olduğu anlaşılır.

Genellikle dinî-tasavvufî konuları işlemiştir. Eserlerinde en çok ölüm konusunu işlemesi, çocuklarının ölümleri sebebiyle olabilir. Ayrıca şairin yaşadığı dönemde yaşanan savaşlar bu temaların işlenmesinde etkili olmuş olabilir. Eserlerinde özellikle yöneticilere derin bir öfke ve kızgınlık bulunur. Dünyanın geçiciliği, nimetlerinin elden çabuk çıkıp gittiği konularını şiire konu edinen Şeyyad Hamza, insanlara Allah'ın dinine sarılmalarını öğütler. Eserlerinde aruz kusurları olmakla birlikte kolay, külfetsiz bir söyleyişi tercih etmiştir.



Şeyyâd Hamza’nın eserleri şunlardır:


Yûsuf u Züleyhâ

Anadolu sahasının ilk mesnevilerindendir. Eser, aruzun fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün kalıbıyla yazılmıştır. 1529 beyitlik mesnevi Hazreti Yusuf ve Züleyha arasındaki macerayı anlatır. Yusuf ü Züleyha, Sula Fakih aynı adı taşıyan eserinin özetidir.


Dâsitân-ı Sultân Mahmûd: 

Tasavvufu anlatır. Gazneli Mahmud ve bir derviş arasındaki konuşmalardan hareketle madde ve mana kıyaslanır. Eserde, nefsine hakim olanın sultan üstün olacağını göstermiştir.


Ahvâl-i Kıyâmet: 

Kıyametin hallerin ve ölülerin dirilişini konu edinen eserdir. Hazreti Muhammed'in ümmetine şefaatçi olması, Cennet ve Cehennem'e gidecek kavimler 289 beyit boyunca aruzun fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün vezniyle bu mesneviye konu edinir.


Vefât-ı Hazret-i Muhammed Aleyhi’s-selâm: 

Peygamberimiz Hazreti Muhammed'in vefatının konu edildiği bir mesnevidir. Yine aruzun fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün vezniyle kaleme alınan bir eserdir.



Osmanlı Türkçesi Elektronik Kaynakları

 

Osmanlı Türkçesiyle ilgili son yıllarda önemli çalışmalara imza atıldı. Bu sayfada sayıları oldukça artan bu çalışmalar ve linklerine yer verilecektir. Yer almasını istediğiniz sayfaları iletişim bölümünden veya yorum kısmından belirtebilirsiniz.



OSMANLI EDEBİYATI BİBLİYOGRAFYA VERİTABANI

http://osmanliedebiyati.com/



Site, Osmanlı Dönemi Edebiyatı çalışmalarını bir araya topluyor. Daha önce basılı halde yayınlanan bibliyografya elektronik ortama taşınarak oluşturulan sitede, Osmanlı Edebiyatı ile ilgili yapılan çalışmaların veri tabanını sunuyor. Bu sayede bugüne kadar kim, hangi çalışmayı yapmış kolaylıkla görme imkanına sahip oluyorsunuz. Sitede; doktora, yüksek lisans, kitap, makale, bildiri ve proje bibliyografyaları mevcut ve hepsi farklı numaralarla gruplandırılmış.


TARİH VE EDEBİYAT METİNLERİ BAĞLAMLI DİZİN VE İŞLEVSEL SÖZLÜĞÜ

http://tebdiz.com/


Tebdiz Projesi, kelimelerin cümle içinde anlam kazandığı fikrinden hareketle manzum ve mensur metinlerin sisteme işlenmesi ve kelimenin geçtiği yerde anlamının verilmesi üzerine kurulmuş. Siteye birçok akademisyen üzerinde çalıştığı metnin kelimelerini girerek katkı veriyor. Kelimelerin hangi eserin hangi sayfasında geçtiğini görmek mümkün. Kelimelerin metin içindeki maceralarını görmek özellikle de Klasik Türk Edebiyatı metinlerinde bu kelimelerin hangi anlamlarda kullanıldığını öğrenmek istiyorsanız bu site güzel bir imkan sunuyor. 


TÜRK EDEBİYATI İSİMLER SÖZLÜĞÜ

http://teis.yesevi.edu.tr/anasayfa

Projede, Türk Edebiyatı içerisinde yer alan isimlerin biyografileri yer almakta. Projenin amacı şöyle açıklanmış: 

Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü Projesi, ...Türkçenin başlangıçtan 21. yüzyıla kadarki şair ve yazarların edebî birikiminin bütününü kapsayacak, bilimsel verilere dayalı bir biyografi sözlüğünü hazırlamayı, inceleme ve editörlük aşamasından sonra da Genel Ağ ortamında dünyanın hizmetine sunmayı amaçlamaktadır.







ARUZ  VE HECE VEZNİ BULMA 

http://161.9.143.104/aruz/?Aruz
















Bu siteye, veznini bulmak istediğiniz şiiri doğru şekilde girmeniz yeterli. Site şiirin veznini buluyor, taktiliyor ve heceleri tiplerine göre ayırıyor. Ayrıca imale (uzatma), vasıl (ulama), zihaf (kısaltma), med metin üzerinde gösteriliyor. Aruz kusurlarını yerinde gösteriyor. Sitede ayrıca hece vezniyle yazılan şiirler de inceleniyor.




OSMANLI DÖNEMİ YAZITLARI PROJESİ: 

http://info.ottomaninscriptions.com/










Osmanlı Dönemi Kitabelerinin resim ve yazı olarak kayıtlanıp harita üzerinde işaretlendiği bir site. The Database of Ottoman Inscriptions (DOI) adıyla projelendirilen siteyle ilgili yapılan açıklama şöyle:

Osmanlı Yazıtları Veritabanı (DOI), Osmanlı döneminde Osmanlı topraklarında oluşturulan tüm Türkçe, Arapça ve Farsça mimari yazıtlar hakkında bilgilerin yanı sıra transliterasyonları ve resimlerini içeren aranabilir dijital veritabanıdır.






Farklı zamanlarda şiir sevdalılarının farklı şairlerden derledikleri şiirlerden oluşan mecmua ya da cönklerde yer alan şiirlerin sistematik bir şekilde tasnifini amaçlayan bir proje. Sitede mecmualarda yer alan şiirlerin detaylı tavsifi yapılıyor. Sitede ayrıca manzum ve mensur şiirleri aramanız mümkün. Mecmualarda bulunan şairlerin şiirlerinin kimlere ait olduğunu kolayca bulmayı sağlayan sitenin çalışmaları için çalıştaylar düzenleniyor.









OSMANLI TÜRKÇESİ SÖZLÜKLER


tebdiz.com















Tanıklı Türkçe Sözlük: Tarih ve Edebiyat Metinleri Bağlamlı Dizin ve İşlevsel Sözlüğü. Projede, Osmanlı Türkçesiyle yazılmış manzum ve mensur eserlerde kelimelerin geçtiği yerdeki anlamları veriliyor. Anlamın bağlamda oluştuğu fikrinden hareketle hazırlanan sözlük, böylece Türkçenin önemli bir açığını kapatıyor. Siteye veri girişleri akademisyenler tarafından yapılıyor ve halen devam ediyor.



https://www.kamusiturki.com/







Şemsettin Sami'nin Kamus-i Türki adlı eserinin elektronik ortama aktarılmış hali. Sitede Arap ve Latin harfleriyle arama yapabilirsiniz.





http://lugatim.com/










Kubbealtı Vakfı tarafından sunulan bu hizmetle kelimelerin Arap ve Latin alfabesiyle yazılışları ve cümle içinde kullanışları gösteriliyor. 



Yazma Eserler Kamus

Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı tarafından Kâmûsu’l-Muhît Tercümesi ve Vankulu Lügati online olarak kullanıcıların hizmetine sunuldu. İki lügatle ilgili sitede verilen açıklama şöyle:


EL-OKYÂNÛSU’L-BASÎT FÎ TERCEMETİ'L-KÂMÛSU'L-MUHÎT

 el-Okyânûsu’l-Basît , Fîrûzâbâdî’nin (ö. 1415) el-Kâmûsu’l-Muhît adlı Arapça sözlüğünün Mütercim Âsım Efendi (ö. 1819) tarafından yapılmış tercümesidir. Arapça-Osmanlıca kaleme alınmış en önemli sözlüklerden biri olan el-Okyânûs’l-Basît, aynı zamanda tercüme, ikmal, tashih ve tenkit özellikleriyle müstakil bir telif özelliğine sahiptir. Arapça ifadelerin tespitinde, Osmanlıca metinlerin doğru anlaşılmasında ana müracaat metni olarak görülen bu şaheser, Arapça dil ve kültür servetini ve Türkçe’nin söz varlığını tespit etmiş olmasıyla bugün de ehemmiyetinden hiçbir şey kaybetmemiştir.



VANKULU LÜGATİ

Vankulu Lügati, Cevherî’nin (ö. 400/1009’dan önce) kaleme aldığı ve es-Sıhâh adlı meşhur Arapça sözlüğün Vankulu Mehmed Efendi (ö. 1000/1592) tarafından yapılmış tercümesidir. Eseri değerli kılan yönlerden birisi, bir Osmanlı müellifinin kaleminden çıkıp matbaada basılan ilk kitap olmasıdır. Zira eser 31 Ocak 1729 (1 Recep 1141) tarihinde İbrahim Müteferrika tarafından yayına hazırlanarak neşredilmiştir. Vankulu Mehmed Efendi, es-Sıhah’ı bütünüyle karşılamak iddiasıyla ortaya çıkar.




https://www.lexiqamus.com/tr









Site, Osmanlı Türkçesindeki okunması zor kelimelerin çözümünü kolaylaştırmak için kurulmuş. 7 Haziran 2016 tarihinde yayınlanmaya başlayan LexiQamus, sahanın uzmanı araştırmacıların çalışmalarıyla hazırlandı.

İki Vav: Atıf vavı (vav-ı atfi terkib-i atfi) rabıt vavı (vav-ı rabtî) nedir? (Benzer ve farklı yönleri nelerdir?)

Görev ve hüküm açısından aralarında ortaklık bulunan kelime, kavram ve cümleleri bağlamak için bağlaçlar kullanılır. Bağlaçla cümlede farklı anlam ilgileriyle yer alabilir. Bu yazıda bağlaç olarak kullanılan atıf ve rabıta vavı anlatılacaktır.  

Türkçede bağlaç olarak kullanılan iki var vardır. Bu vavlardan biri Farsçadan diğeri Arapçadan Türkçeye geçmiştir. Birinci vava atıf vavı/vav-ı atfî/terkib-i atfi denir ve uü veya vü şeklinde yazılır. İkinci vav ise Arapçadan alınan rabıt vavı, vavu'l atf, veya vav-ı rabtî denir. Rabıt vavı ise "ve" şeklinde yazılır.

Her iki vav da aslında benzer, zıt veya yakın anlamlı kelimeleri bağlar. Ancak Arapçadan alınan vav "ve" olarak okunur ve çok daha geniş bir kullanım alanına sahiptir. Farsçadan alınan uü veya vü şeklinde kullanılan vav ise daha çok benzer kelimelerin arasına konan bir bağlaç görevindedir.

Rabıt vavının kullanım yerlerine örnekler:

İki cümleyi bağlar: Fuzuli bir şairdir VE şiirde zirveyi yakalamıştır.

Nesirde tenvinli kelimeleri ayırmak için kullanılır: Kazanen VE hataen de olsa dikkatli olmalısın.

Zamirleri ayırmak için kullanılır: Bunlar VE onlar arasındaki farkı anlamak istersen damla ve denize bak.

Diğer taraftan atıf vavı daha çok iki veya daha fazla kelime bağlanmak istendiğinde kullanılır. Ayrıca atıf vavı manzum metinlerde, şiirlerde kullanılır. Oysa rabıta vavı mensur/düz yazı ve manzum metinlerde kullanılır.

Atıf vâvı, Türkçe kelimeler dışında Arapça ve Farsça kelimelere geldiğinde, bunların sonunda hurûf-ı imlâ, hurûf-ı medd veya hâ-yı resmiyye (â, î, û; a, e) bulunmuyorsa yani son harfleri sessiz ise Farsça kurala göre u ü biçiminde okunur. 2) Tamlamadaki kelimelerden biri Türkçe ise atıf vâvı Arapça kurala göre ve biçiminde okunur. 3) Kelimenin sonunda uzun ünlüler veya sesli harfler bulunduğunda, tamlamayı oluşturan sözcükler Arapça veya Farsça ise bu durumda atıf vâvının a e veya u ü olarak okunması için kural belirtilmemiştir. Bunların okunuşu dil zevkine bırakılmıştır.

Atıf Vavı (terkib-i atfî veya atıf tamlası) iki kelime arasına gelerek karşıtlık, benzerlik, fark, ortaklık ilgileri kurar ve eş, zıt veya yakın anlamlı kelimeler arasına gelir: ceng ü cidal, avam ü havas, taat ü ibadet, izn ü icazet gibi.

Atıf vavı Farsçadan Türkçeye geçtiği için Farsçadaki yapı korunur ve birinci kelimeden sonra kelime ötreli okunur. Bu durumda, kalınlık-incelik durumuna göre iki kelime arasına u veya ü'den biri konur. Ancak birinci kelimeden sonra bir boşluk bırakılmalıdır: zahir ü ayan, fikr ü endişe gibi.

Kaynaklar atıf vavının Arapça-Farsça kelimlerde kullanılacağını, Türkçe kelimelerde araya ve konulmasının daha uygun olacağını ifade eder. Mesela gece ve gündüz. Ancak Yunus Emre dün ü gün şeklinde kullanılır. Yine birçok eserde gice vü gündüz şeklinde kullanımlar mevcuttur.

Birinci kelimenin sonunda (ae,ıi,ou,öü) gibi ünlüler varsa aradaki vav bağlacı ü şeklinde değil vü şeklinde okunur: bela vü derd, bela vü mihnet, bela vü gussa gibi.

Atıf vavıyla birleştirilecek kelimelerin sayısı üçten fazla olduğunda kelimelere iki gruplara ayrılıp aralarına ve bağlacı konur: bağ u bostan ve razva vü gülistan; tazarru u niyaz ve zikr ü istiğfar gibi.

 

Atıf vavının kullanımına örnekler:


Latin Alfabesiyle Yazımı

Osmanlı Alfabesiyle yazımı

Anlamı

Güft ü gû

كفت و كو

Dedikodu; konuşma, boş söz

Cüst ü cû

جست و جو

Aramak, araştırmak

Arş ü ferş

عرش و فرش

Gökyüzü ve yeryüzü, arz ve arş

Cevr ü cefa

جور و جفا

Eziyet ve sıkıntı

Zir ü zeber

زير و زبر

Alt üst, yerle bir

Çün ü çera

چون و چرا

Niçin neden

Merd ü zen

مرد و زن

Erkek ve kadın

Ferd ü cüz

فرد جزۇ

Bir varlıktan, bir vücuttan bir parça; atom

Derd ü gam

درد و غم

Dert ve üzüntü

Leyl ü nehar

لیل ح نهار

Gece gündüz, dün ü gün, ruz u şeb

Neşv ü nema

نشو و نما

Gelişmek ve büyümek, büyüyüp gelişme

Leyla vü Mecnun

لیلی و مجنون

Leyla ile Mecnun

Bela vü derd

بلا و درد

Sıkıntı dert

Heva vü heves

هوا و هوس

Aruz istek

Dil ü cân

دل و جان

Gönül ve can

ecrâm ü ecsâm

اجرام و اجسام

cirimler ve cisimler, canlı cansız varlıklar

Âbâ vü ecdâd

ﺁﺑﺎﺀ و اجداد

Babalar ve atalar

Bela vü mihnet

بلا و مهنت

Sıkıntı ve zorluk

Nizâm ü intizâm

ﻧﻈﺎﻡ وﺍﻧﺘﻈﺎﻡ

Düzen düzenleme

Herc ü merc

هرجو مرج

Karışıklık ve kargaşa

Tar u mar

تار و مار

Perişan ve karışık, karmakarışık


Belagat kitaplarından atıflarla yapılan bir yayın için:

KLASİK TÜRK NESRİNDE ATIF VÂVININ YAZIMI ÜZERİNE ÖNERİLER 

Volkan KARAGÖZLÜ

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/774877

Âşık Ruhsatî Koşmasında İsim ve Sıfat Tamlamaları Tahlili

Sıfat Tamlaması deli gönül Tamlayan: deli (Niteleme Sıfatı) Tamlanan: gönül (İsim) ...