Miladi Takvimi Hicri Takvime Ay Gün Yıl Olarak Çeviren Excel Formülü

 Bilindiği gibi 26 Aralık 1925'te hicri takvimden miladi takvime geçildi (698 sayılı Kanun). 1 Ocak 1926 yılından sonra da miladi takvim kullanılmaya başlandı. Ancak tarihi, edebi, siyasi birçok belgenin kayıtları hicri takvime göre tutuldu. Bu evrakların doğru kayıtlarının tutulabilmesi için hicri-miladi çevirici veya miladi-hicri çeviriciye ihtiyaç bulunmaktadır. Bunu yapan siteler mevcut. Ancak kendisi excel'de bu tarihi çevirme ihtiyacı hissedenler için miladiyi hicriye çevirme formülü şu şekilde:


=METNEÇEVİR(A1;"[$-ar-sa,106] gg.aa.yyyy")


Bu formül A1 hücresine girilen miladi tarihi; gün, ay, yıl olarak hicri tarihe yine gün, ay, yıl olarak çevirir. Bugünün tarihini çeviren örnek:



Bu arada çeviri 1 gün fazla şekilde vermektedir.




Aynı tarih şu adreste aşağıdaki gibidir: 


http://www.osmanlicagazeteler.org/TarihCevir.php?calendar=miladi&day=20&month=4&year=2024

 





Hicrî ve milâdî takvim nasıl yazılır?

Bu arada hicri takvim ve miladi takvim ifadeleri küçük harflerle yazılır. Ayrıca her iki kelimenin sonunda nispet î'si denen uzun î bulunur. İfadelerin doğrusu hicrî takvim ve milâdî takvim şeklinde olur.






Excel formülleri

1. EĞERORTALAMA FORMÜLÜ KULLANIMI (AVARAGEIF)

Karışık bir liste var. Bu listedeki herhangi bir dersin bütün notları toplansın. Sonra bu notların ortalaması alınsın. Bunu bütün dersler için yapsın.  Şu listede kayıtlı derslerin ortalamalarını almak için kullanılacak formül:









Formülde kısaca şunları yazacağız:


Hangi aralık? B2:B13
Hangi ölçüt? "Matematik" veya B2 şeklinde yazabilirsiniz.
Ortalama kaç? C2:C13'te yer alan Matematik ortalaması


Formülün tam hali Türkçe için. Aşağıdaki formülü doğrudan kopyalayabilirsiniz.

=EĞERORTALAMA(B2:B13;B2;C2:C13)
=EĞERORTALAMA(B2:B13;"Matematik";C2:C13)


Formülün tam hali İngilizce için
=AVARAGIF(B2:B13;B2;C2:C13)
=EĞERORTALAMA(B2:B13;"Matematik";C2:C13)


Görüntü için:


Eğer formülde değişmesini istemediğiniz bölüm varsa başına F4 tuşuna basarak (bende Fn+F4) o bölümü sabiteleyebilirsiniz. Mesela şu formülde
=EĞERORTALAMA($B$2:$B$13;B2;$C$2:$C$13)
Burada ders isimlerini çekileceği B2'den B13'e sütun sabitlendi. Aynı şekilde ortalamaların hesaplanacağı C2'den C13'e sütun sabitlendi. Ama B2'yi sabitlerseniz her hücrede Matematik ortalamalarını verir sadece.



2. EĞERSAY Formülü Kullanımı

Bu formül, belli aralıkta bir ifadenin kaç defa geçtiğini bulmak için kullanılır. Elinizde aşağıdaki gibi bir belge olsun. Eser Adı A sütununda, Tipi B sütununda. Siz B sütununda kaç tane "Gazel" yazdığını bulmak istiyorsunuz.


Bunu şu şekilde yazmanız gerekir:
=EĞERSAY(B2:B15;"Kaside")
veya
=EĞERSAY(B2:B15;B2)

İkisi de aynı sonucu verir.

Formülde kısaca:
Hangi aralık? B2:B15
Hangi ölçüt? "Kaside" veya B2 şeklinde yazabilirsiniz.

Bu da sonuç ekranı:


Belirtilen aralıkta aranan ifade kaç defa bu formülle sayabilirsiniz.



Sözcükte Anlam Değişmesi: Anlamda İyileşme, Anlamda Kötüleşme, Dolaylama, Güzel Adlandırma, Mecaz-ı Mürsel, Anlam Genişlemesi ve Anlam Daralması

Kelimede Anlam Değişmeleri

Kelimeler, zamanla farklı sebeplerden anlamlarını değiştirebilir. Mesela "yavuz" kelimesi eskiden kötü anlamıyla kullanılırken bugün iyi anlamıyla kullanılmaktadır. Burada yavuz kelimesinde anlam iyileşmesinden bahsetmek mümkündür. Bu bazen anlam kötüleşmesi şeklinde de görülebilir. Mesela "amele" kelimesi işçi anlamına gelirken bugün vasıfsız, kötü insan gibi anlamlarda kullanılmaktadır. Anlam iyileşmesine benzer bir örnek güzel adlandırmadır. Güzel adlandırmada ise insanlar bir kelimeyi, kavramı doğrudan kullanmak istemediklerinde ortaya çıkar. Ancak burada kısa kelimenin daha uzun halinin kullanılması söz konusudur. Mesela "cin" kelimesi üç harften oluşurken onun yerine kullanılan üç harfliler ifadesi daha uzundur. "Verem" beş harften oluşurken onun yerine kullanılan ince hastalık on iki harften oluşur. Buna benzer farklı bir kullanım ise dolaylama olarak karşımıza çıkar. Bir sebepten söylenmeyen kelime daha uzun ve dolaylı biçimde söylenir. Mesela "kömür" demek yerine kara elmas "pamuk" yerine beyaz altın, "tüfek" yerine delikli demir, "turizm" yerine bacasız sanayi demek gibi. Burada amaç, benzetme veya işleve vurgu yapmaktır. Mecaz-ı mürsel-ad değişmece olarak karşımıza çıkan anlam değişmesinde ise benzetme amacından çok bir ilişki kurularak yapılır. "Tencere kaynıyor." cümlesinde kaynayan tencere değil içindekidir (iç-dış ilgisi). "Gol, altın kafadan geldi." cümlesinde kastedilen futbolcuyken anlamda futbolcunun bir parçası yer almıştır (bütün-parça). "Rahmet yolları kesti." cümlesinde rahmet/yağmur nedeninin bereket  sonucunu doğurması (neden-sonuç) kastedilmiştir. "Fuzuli'yi okumadım." cümlesini kuran kişi sanatçının ismini söylemiştir ama kastettiği sanaçının ürünü, eseridir (sanatçı-eser). "Kamptakilere Batı'da Ortaçağ kalıntılarını gördüğümü söylemeliyim." cümlesinde birden çok mecaz-ı mürsel örneği vardır. Kamptakiler-insanlar, Batı-Avrupa, Ortaçağ- 476-1453 tarihlerini anlatmaktadır.

Bir kelimenin dar ilk anlamı dışında daha geniş yeni bir anlam kazanmasına denir. Mesela "yol" kelimesi insanların ulaşımı sağladığı alan dar anlamından çıkıp insanların bir olay, durum karşısında tuttukları yol-yöntem-tarz anlamına gelmesi anlam genişlemesidir.

Bunun tersi ise anlam daralmasıdır. Bir kelime, geniş anlamını kaybedip daha dar anlamıyla kullanılmasına anlam daralması denir. Türkçedeki "yemiş" kelimesi ilk anlamıyla meyve demekken bugün yemiş ifadesi incir için kullanılmaktadır. Benzer bir örneği çekirdek kelimesinden vermek mümkündür. Çekirdek, meyvelerin sert kabuklu tohum kısmına denirken bugün çekirdek ifadesi ayçiçeği yerine kullanılmaktadır. Mesela "artist" kelimesi Fransızcada sanatçı anlamına gelirken Türkçe sahne sanatçıları için kullanılan bir ifadeye dönüşmüş ve artist kelimesi anlam daralmasına/değişmesine uğramıştır.

Güzel Atasözleri


Gizlide gebe kalan aşikârede doğurur.
Toplum içinde hiçbir davranış gizli kalmaz.

Bir baş soğan bir kazanı kokutur.
Kötü bir kişi, kötü bir davranış, kötü bir söz büyük bir topluluğun huzurunu bozmaya yeter.

Dilden gelen elden gelse, her fukara padişah olur.
Kişi her söylediğini yapamaz, her dilediğini elde edemez.


Körler memleketinde şaşılar padişah olur.
Hepsi bilgisiz olan bir çevrede azıcık bilgisi bulunan başa geçer.

Otuz iki dişten çıkan, otuz iki mahalleye yayılır.
Bir ağızdan çıkan söz, başkalarının ağzına geçer, her tarafa yayılır.

Akıllı köprüyü arayana kadar deli köprüyü geçer.
Bir işte çok vakit harcamak yersizdir.

Hızlı Gençliğim - Aşık Kara Mehmet (Taşlama Örneği)











Hızlı Gençliğim


Gene eski günler aklıma düştü

Nerde kaldı benim hızlı gençliğim

Bir şey anlamadım ne çabuk geçti

Nerde kaldı benim hızlı gençliğim


 Adın ney deseler bilmez şaşardım

 Koşu yapsak en arkada koşardım

 Ata binsem ilk adımda düşerdim

 Nerde kaldı benim hızlı gençliğim


Hele çok korkardım yağmur yağmadan

Evden çıkamazdım güneş doğmadan

Sabah kalkamazdım anam dövmeden

Nerde kaldı benim hızlı gençliğim


 Uzaklaşmaz hep yakında gezerdim 

 Güçlü idim domatesi ezerdim

 Diz boyu göl bulsam iyi yüzerdim

 Nerde kaldı benim hızlı gençliğim


 Rüyamda kendimi dev gibi gördüm

 Bir tenha bulursam cesurum derdim

 Gördüğüme çatar çok sopa yerdim

 Nerde kaldı benim hızlı gençliğim


 Cuma gün kalkardım Pazar gün yatsam

 Dokuzu yiterdi on keçi gütsem

 Kuşluk kovalardı bir işe gitsem

 Nerde kaldı benim hızlı gençliğim


Bitti Kara Mehmet arzum muradım

Ömrüm geldi geçti neye yaradım

Geri gelmez o günleri aradım

Nerde kaldı benim hızlı gençliğim 


Âşık Kara Mehmet


Kaynak:

Türk Edebiyatında Mizah Sempozyumu Kitapçığı

ÇUKUROVA ÂŞIKLIK GELENEĞİNDE  MİZAHİ YALANLAMALAR,  TAŞLAMALAR-TAKILMALAR, ATIŞMALAR-Erman ARTUN


İran Edebiyatında Hamse Sahibi Şairler ve Eserleri

 Şiirde mesnevi sayıları şairlerin hamse şairi, sitte şairi, seba şairi gibi isimlerle anılmasını sağlamıştır. Mesela hamse şairleri Nizami ve Emir Husrev, sitte şairi Senai ve seb'a şairi Nureddin Cami'i  gibi. Türk edebiyatında hamse sahibi şairlerin taklit ettiği İran edebiyatında farklı sayılarda mesneviye sahip şairler:



Genceli Nizâmî (1140- 1230), Hamse (Penc Genc): 

-Mahzenü’l Esrâr 

-Hurev ü Şîrîn 

-Leylî vü Mecnûn 

-Heft Peyker 

-İskender-nâme (İkbâlnâme ve Şeref-nâme)


Emîr Hüsrev-i Dihlevî (ö. 1325), Hamse: 

-Matla‘ul-Envâr 

- Şîrîn ü Husrev 

-Mecnûn u Leylî 

-Heşt Bihişt 

-Âyîne-i İskenderî


Kemâlüddîn Hâcû-yi Kirmânî (ö. 1460), Sitte: 

-Ravztü’l-Envâr 

-Hümây u Hümâyûn 

-Kemâl-nâme 

-Gül ü Nevrûz 

-Cevher-nâme, Sâm-nâme


Nizâmüddîn Mahmûd Dâ‘î-i Şîrazî (ö. 1460), Sitte: 

-Kitâbü’l-Müşahîd 

-Kitab-ı Genc-i Revân 

-Kitâb-ı Çihil Sabah 

-Kitâb-ı Çar Çemen 

-Kitâb-ı Çeşme-i Zindegânî 

-Kitâb-ı Işk-nâme


Cemâlî (Timur zamanında yaşamış ve mesnevilerini 1402-1417 arasında yazmış), Hamse: 

-Tuhfetü’l-Ebrâr 

-Mihr u Nigâr 

-Mahzûn u Mahbûb 

-Heft Evreng 

-İskender-nâme


Şemsedüddîn Muhammed Kâtîbî (ö. 1436), Sitte: 

-Gülşen-i Ebrâr 

-Mecma‘u’l- Bahreyn (Nâzır u Mânzûr) 

-Deh-Bâb 

-Sî-nâme (Muhibb ü Mahbûb) 

-Dil-rûbay -Leylî vü Mecnûn



Dervîş Eşref-i Merâgi (ö.

1450), Hamse:

-Menhecü’l-Ebrâr

-Şîrîn ü Husrev

-Leylî vü Mecncûn

-Heft Evreng (Işk-name)

- Zafer-nâme

 

 

Nûrüddîn Abdurrahman Câmî (ö. 1492), Seb‘a

(Heft-evreng):

-Silsiletü’z-Zeheb

-Salamân u Absâl

-Tuhfetü’l-Ahrâr

-Sübhatü’l-Ebrâr

-Yûsuf u Züleyhâ

-Leylî vü Mecnûn

-Hıred-nâme-i İskenderî

 

Hâtifî (ö. 1512), Hamse:

-Leylî vü Mecnûn

-Heft Manzar

-Şîrîn ü Husrev

-Tîmûr-nâme

-Şehinşâh-nâme

-İsmaîl-nâme

 

 

Âhî-i Meşhedî (ö. 1521?) Hamse: Kaynaklarda “Hamse Sahibi” olduğu bildiriliyor.

 

 

Hilâlî-i Esterbâdî (ö. 1529), Hamse (eksik):

-Leylâ vü Mecnûn

-Sıfâtü’l-Âşıkîn

-Şâh u Gedâ (Şâh u Dervîş)

 

Kâsımî-i Günâbâdî (ö. 1571’den sonra), Hamse:

-Şeh-nâme (İsmâ’ilnâme)

-Leylî vü Menûn

-Gûy u Çevgân

-Husrev vü Şîrîn

-Şâhruh-nâme.


Rehâ’i Şeyh Sa‘ddîn (ö. 1574’ten sonra), Hamse: Kaynaklarda Nizâmî’nin Hamse’sine nazire söylediği kaydedilmektedir.

 

Zülâlî (ö. 1616), Seb’a:

-Hüsn-i Gülû-sûz

-Şu‘le-i Dîdâr

-Meyhâne

-Zerre ve Hurşîd

-Âzer ü Semender

- Süleymân-nâme

(Süleymân u Belkîs)

-Mahmûd u Ayâz

 

Rebî‘-i Enceb Hâcî Magribî (ö.1780), Hamse: Hamse’nin Nizâmî’nin taklidi olduğu söyleniyor.

 

Nüvîdî Abdî Big Şirâzî (ö. 1590), Hamse: Kaynaklarda “Hamse Sahibi” olduğu bildiriliyor.

 

Rûhu’l-Emîn-i Isfahânî (ö. 1637), Hamse:

- Husrev u Şîrîn

-Matmah

-Leylî vü Mecnûn

-Âsumân-ı Heştüm

(Felekü’l-Burûc)

-Gülistân-ı Nâz

 

İtâbî Hasan Big, Hamse: Bu müellifin “Teklü” adlı Türk oymağından olduğu ve Hamse’ nin Nîzâmî’ye nazire olarak yazıldığı bildiriliyor.

 

Râ’î Hidâyetullâh (XVI. yüzyıl) Hamse:

-İskender-nâme

-Şîrîn ü Husrev

-Leylî vü Mecnûn

-Heft Peyker

-Beşinci mesnevisi kaydedilmiyor.

 

Hasan b. Seyyid Fethullâh (XVII. Yüzyıl) Hamse: 1628-1630 yılları arasında tamamlanan bu Hamse’nin “Nizâmî’ye nazire olduğu veya Hz. Muhammed ve dört halife için yazıldığı” şeklinde iki ayrı rivayet vardır.

 

Dâvud Şâhî (Bağdat valisi Davud Paşa), Hamse: Hamse’nin adının “Dürretü’t-Tâc” olduğu bildiriliyor.

 

Feyzî-i Hindî (ö. 1595), Hamse:

-Merkez-i Edvâr

-Süleymân u Belkîs

-Nâl u Dâmân

-Heft Kişver

-Ekber-nâme.

 

Molla Tuğrâ-i Meşhedî (ö. 1659), Hamse-i Nakîsa: Hamse’nin Golkonda sarayında (Haydarâbâd) bulunan beş kişinin hicvi olduğu söyleniyor.




Elysium Güruhu musun?