Yıllarca bize geleceğine bir kez olsun kendine gelseydin bu iş hallolurdu


Müridin birisi bir gün şeyhine gelerek, “Şeyhim yıllarca size geliyorum bir adım bile mesafe kat edemedim. Ne yapmam gerekiyor?” diye masumca sormuş. Efendinin cevabı şu olmuş: “A evladım, yıllarca bize geleceğine bir kez olsun kendine gelseydin bu iş hallolurdu!”.

Alıntının kaynağı: Dursun Ali Tökel, “Tanpınar, Ama Ahmet Hangi Tanpınar”, Temrin Dergisi, Sayı: 46, Ocak 2012, s. 7-14. 

Anlamını duymadığınız kelimeler: alelıtlak

alelıtlak


  1. Genel olarak.
  2. Umumiyetle. Mutlaka. Bir suretle kayıtlı olmayarak. Mingayri tahsis. (Osmanlıca'da yazılışı: ale-l-ıtlak)

Gelişigüzel Genel olarak Genel olarak, nasıl olursa olsun, rasgele, bir sınır ile bağlı olmayan

Mutlak, kati, saltık, absolü; mutlaka, katiyen, külliyen, tamamen, tamamıyle, büsbütün, behemehal, her ne olursa olsun, kaspanek 

alelıtlak 
zarf (ale'lıtlak) eskimiş Arapça ʿalā'l-iṭlāḳ
zarf Genel olarak





Klasik Türk Şiirinden Dört Garib: Necati Bey, Ahmet Paşa, Şeyhi Şeyh Galib



Divan şairlerinin dördü "garib" redifli şiirde birleşmiş. Şeyh Galib'in redifi biraz farklı:

Ahmet Paşa
Anun için görünür ol kâmet-i ra'nâ garîb
Kim gül-endâm olsa olur serv-i hoş-bâlâ garîb

N'oldugun bilmek dilersen gönlümü hüsnüne sor
Kim garîbin hâline vâkıf degil illâ garîb

Bu sebebden dil karâr eyler kara zülfünde kim
Şâm eriştigi mahalde edinir me'vâ garîb

Hattın örter sebze-i terle enegin çâhını
Kim düşem zındânına ben bî-ser ü bî-pâ garîb

Hatt-ı miskîn olsa haddinde nigârın tan degil
Çün nigâristânda olmaz hatt-ı anber-sâ garîb

Zülfü yüzünde garîb olmaz mı yârın kim olur
Dâmen-i gülde tırâz-ı sünbül-i ra'nâ garîb

Sâkiyâ reng-i ruhunda görünür aks-i şarâb
Nitekim berg-i gül üzre lâle-i hamrâ garîb

Hubb-ı zındân eyleyip şevk-ı zenahdânınla cân
Çâha düşmüşdür yatar Yûsuf gibi cânâ garîb

Dün garîbindir deyu cân attı Ahmed zülfüne
Âh kim zencîr-i gamda kaldı ol şeydâ garîb

Şeyh Galib
Ankâ-yı sehâyım dil-i dânâda garîbim
Bir güm-şüdeyim ism ü müsemmâda garîbim

Cibrîl-i hayâlimle sürâğ-ı ceberûtum
Ammâ n’ideyim kurb-ı ev ednâda garîbim

Çeşmim gibi mestim bana bes kûşe-i ebrû
Ma’bedgeh ü mihrâb-ı mu’allâda garîbim

Perverde-i gehvâre-vatan tıfl-ı azîzim
Çâh-ı gam u âgûş-ı Zelîhâda garîbim

Müstecmi’ esrâr-ı vücûd-ı dü-cihânım
Ol nokta-i remzim ki pes-i pâda garîbim

Mecnûn ile Ferhâd olamazlar bana hem-pâ
Bir yekke-süvârım ki bu sahrâda garîbim

Erbâb-ı dile şem’-i şebistân iken Es’ad
Ağreb bu yine bezm-i ehibbâda garîbim



 Necati Bey
Âh kim düşdüm diyâr-ı gurbete tenhâ garîb
Bî-dil ü bî-cân olub şûrîde vü şeydâ garîb

Geh Mısır iklîmlerin seyr itdürür geh Rûm ilin
Geh ʿacem mülkin temâşâ kıldurur sevdâ garîb

Baġrı başlu gözi yaşlu yılduzı alçak olur
Her kişi düşman olur ger eylese gavgâ garîb

Dürlü nüktesin çekerem ben rakîbün dōstum
Mûrdan olur zebûn olursa ejderhâ garîb

Hasretünle bu Necâtî ölür ise diyesüz
A garîb ü vâ garîb ü hâ garîb eyvâ garîb

Şeyhi
Çok durur şehrinde ben kul düşmüşüm şaha garîb
Candan ayrı ten gibi nice olan tenhâ garîb

Ülfet cimez huriye dîdâr-ı yârından ırak
Vay iledir ger bulursa ecnnetü'I-me'vâ garîb

Şâh-ı sirîn-lebden ayn sem' gibi zar u zerd
Yakılırsa nâleyile ney-sıiat nola garîb

Dâr-ı gurbette gedâ-yı derbederdendir beter
Ger ola yâr u diyarından ırak Dara garîb

Şâh-ı gül-ruh fcrş-i devlette haberdâr ola mı
Yaslanıp döşendiğinden har ile hara garîb

Seyr ederken hüsnü şehrinde gönül yüz can ile
Düşd'enegi çâhına hoş dedi ke'l-a'mâ garîb

Zülfünü şâm-ı garîbûn gördü Şeyhî dolaşıp
Kaldı yıllar demedi bir gün ki kimsin yâ garîb





Anlamını duymadığınız kelimeler-Kaspanek nedir, ne demek?


kaspanek: mecburen, mutlaka


Örnek:




Beyaz entarisinin üzerine altın kordonunu takmış şişman bir zat:
-Ne?... Vallah çapkını ininden çıkarır, kaspanek getiririm, öyle kepazelik olmaz.


Fahri Celalettin GÖKTULGA-Kına Gecesi (1927)


Anlamını duymadığınız kelimeler-Kıranta nedir, ne demek?



kıranta


Türk Dil Kurumu'ndan:



kıranta 

sıfat (kıra'nta) İtalyanca quaranta
1. sıfat Saçları ağarmaya başlamış (erkek)
"Yeni şube reisi, kırk beşlik, ellilik, kıranta, ağzı kalabalık bir adam." - M. Ş. Esendal
2. İlerlemiş yaşına rağmen bakımlı, özenli (erkek)
"Masanın başında, güneşten yanmış yüzü, sert ve derin çizgilerle dolu, keskin bakışlı, kıranta bir adam oturuyor." - E. M. Karakurt
3. Kırlaşmış (saç, sakal)



Bir başka yazardan:






Yandaki sakallı Efendi ile bir şeyler konuşup gülen kıranta birisi:
-Ahmetçiğim, haniya kemanîmiz gelmedi?

Fahri Celalettin GÖKTULGA-Kına Gecesi (1927)



Tökel: Birimizin kavramı diğerimizin yalanı, birimizin imgesi diğerimizin alayı, diğerinin terimi öbürünün ironisi olmaktan kurtulamıyor.


…Divan şiiri için kullanılan olumsuz yargılardan biri de bu edebiyatta eleştirinin olmamasıdır. Bizler sanki bütün tezkireleri inceledik, oradaki onlarca hatta yüzlerce eleştiri terimini bir bir gösterip irdeledik de böyle bir yargıya varıyoruz. Sıklıkla tekrarlanan bir cümle vardır: Felsefe kavramlarla, şiir imgelerle, bilim ise terimlerle yapılır/çözümlenir. Bunlar arasında geçişkenlikler olmasına rağmen genel geçer bir yargıdır bu.
Bu üçlü hakikatin basamaklarının daha ilk adımlarındayız. İster ideolojik inat, ister statik duruş, isterse bağnazlık diyelim kavramlarla da, imgelerle de, terimlerle de aramız hoş değil; birimizin kavramı diğerimizin yalanı, birimizin imgesi diğer mizin alayı, diğerinin terimi öbürünün ironisi olmaktan kurtulamıyor. İnsan değer vermedikçe nasıl değer üretecek? Herkesin birbirini değersizleştirme yarışına girdi­ği bir koşunun kazananı olur mu?...

Karga ve Papağan: "Aman Allah'ım bu ne iğrenç yüz!"



Aynı Dünya'yı paylaşıp birbirini beğenmeyen, diğerini ötekileştiren, sanki farklı bir havayı içine çekiyormuş, sanki farklı bir Güneş'ten nemalanıyormuş gibi davranan insanlara Sadi'nin bir cevabı var:
“Kargayla aynı kafese konulan papağan, üzüntü içinde ‘Aman Allah’ım!’ diyordu, ‘Bu ne iğrenç bir yüz! Ne sevimsiz bir görüntü! Ey uğursuz karga! Keşke doğuyla batı kadar uzak olsaydı aramızda mesafe.’ İşin tuhaf yanı, karga da üzüntüyle ‘Ne günahım vardı ki, böyle boşboğaz bir aptalla aynı kafese mahkûm edildim?’ diye hayıflanıyordu.” (Sa’dî, 1991: 188)

Kaynak: Prof. Dr. Ali YILDIRIM, Mevlânâ’nın Eserlerinde Kuş Sembolizmi, Fırat Üniversitesi İnsani ve Sosyal Bilimler Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü. Elazığ. Akra Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi. Tuzla Belediyesi Kültür Yayınları, Sayı 6, Mayıs 2015. Ss235-247.   

Âşık Ruhsatî Koşmasında İsim ve Sıfat Tamlamaları Tahlili

Sıfat Tamlaması deli gönül Tamlayan: deli (Niteleme Sıfatı) Tamlanan: gönül (İsim) ...