Anonim Halk Edebiyatı Nazım Şekli: Mani

 

Anonim Halk Edebiyatı Nazım Şekli: Mani

Halk Edebiyatı; Anonim, Âşık Tarzı ve Tekke-Tasavvuf Edebiyatı olarak üçe ayrılır. Mâniler, Anonim Halk Edebiyatı nazım şekilleri içinde yer alır. Kısacası, manilerin söyleyeni belli değildir. Maninin ilk söyleyeni belli olsa bile ağızdan ağıza aktarılırken mani anonim hale gelmiştir. Türk halkının duygu, düşünce ve hayallerinin yansıdığı manilerde halkın sevincinden üzüntüsüne, hasretinden dualarına birçok temanın konu olarak yer aldığını görmek mümkündür: gelin-kaynana manileri, sevda manileri, kargış (beddua manileri), evlilik törenleri ve evlilik adetleriyle ilgili maniler, Ramazan davulcusu manileri ve mektup manileri gibi. Mani örnekleri:

1.      Mani örneği

 Evlerinin önü kaya

 Kayadan bakarlar aya

 Yârim binmiş de geliyor

 Kuyruğu kınalı taya

 

2.      Mani örneği

 Bağ bana

 Bahçe sana, bağ bana

 Değme zincir kâr etmez

 Zülfün teli bağ bana

 

3.      Mani örneği

 Sarı çiğdem yaz getirir

 Mor menekşe güz getirir

 Gurbet elde ölüm yitim

 İhtiyarlık tez getirir.

 

MANİLERİN BAŞLICA ÖZELLİKLERİ:

1)      Yedili hece ölçüsüyle yazılır.

2)      Nazım birimi dörtlüktür ve dört dizeden oluşur.

3)      Kafiye şeması, mani kafiye şeması olarak bilinen aaba (başka bir ifadeyle aaxa) şeklindedir. Bazı manilerde abab (xaxa) şeklinde kafiyeleniş bulunabilir.

4)      Manilerin ilk iki dizesi temel düşünce öncesi kafiyeyi doldurmak için yazılır ve bu bölümlere doldurma mısra denir. Maninin temel düşüncesi son iki dizede yer alır.

5)      Gelin-kaynana manilerinden Ramazan manilerine birçok konuda mani yazılabilir.

6)      Maniler kafiye şeması yönüyle Divan şiirindeki rubai (aaba) ve tuyug (aaba) nazım şekillerine benzer. Mani, tuyug nazım şekliyle kullandıkları cinaslar yönüyle de benzerlik gösterir. Tuyug için aruzla yazılmış mani demek yanlış olmaz.

 

 

 Mâniler şu şekilde ayrılır:

Düz-Tam Mâni:

Yedili hece ölçüsü ve dört mısradan meydana gelen manilerdir.

Düz-Tam Mani Örnekleri

1.     Düz-tam mani:

Ay doğar ayazlanır                   a        a

Gün doğar beyazlanır               a        a

Mahmur gözlü sevdiğim          b       x

Uyanmaya nazlanır                  a        a

 

2.     Düz-tam mani

Su gelir deste gider

Ayrılır dosta gider

Gurbet yansın yıkılsın

Sağ gelen hasta gider

 

3.     Düz-tam mani

Bahçenizde ot var mı?

Havada bulut var mı?

Ben yârimi kaybettim

Bulmaya ümit var mı?

 

4.     Düz-tam mani

A benim bahtiyârım

Gönülde tahtı yârim

Yüzünde göz izi var

Sana kim baktı yârim

 

Kesik-Cinaslı Mâni:

İlk mısrası diğerlerine göre daha kısa olan ve cinas yapılacak kelimeyi veren mısradır. İlk mısra yedili hece ölçüsüne uymaz.

Kesik-Cinaslı Mani Örnekleri

1.      Kesik-cinaslı mani

Böyle bağlar

Yâr başın böyle bağlar

Gül açmaz bülbül ötmez

Yıkılsın böyle bağlar

 

2.      Kesik-cinaslı mani

Deli koyun

Deli kurt deli koyun

Yârinden ayrılanın

 Adını deli koyun

 

3.      Kesik-cinaslı mani

Bu gün al

Yârim giymiş bu gün al

Şâd edersen bu gün et

Cân alırsan bu gün al

Artık-Yedekli Mâni:

aaba şeklindeki düz maniye iki mısra daha eklenerek yapılan mani türüne verilen addır. Artığı olan, yedeği olan mani gibi düşünülebilir. Bu yönüyle müzeyyel gazel, müstezad, müstezad gazel gibi türlere benzer.

Artık-Yedekli Mani Örnekleri

1.      Artık-Yedekli mani

Derdim var beller gibi

Söylemem eller gibi

Kalbimin hüzünü var

Yıkılmış elller gibi

Gözlerimden yaş akar

Bulanmış selller gibi

 

2.      Kesik-cinaslı mani

İlkbahara yaz derler

Şirin söze naz derler

Kime derdim söylesem

Bu dert sana az derler

Kendin ettin kendine

Yana yana gez derler

 

Doldurma-Ayaklı Mâni:

 

Doldurma-Ayaklı Mani: Kesik-cinaslı manide yer alan kısa mısranın yedili hece ölçüsüne uydurulmasıyla oluşturulan mani çeşidinine denir.

Kesik-cinaslı mani formu şu şekilde olur:

O beni

Kakül örtmüş o beni

Ben yarimi unutmam

Unutsa da o beni

 

Kesik-cinaslı mani yedili hece ölçüsüne tamamlanır ve doldurma-ayaklı mani formuna bürünür:

Ah o beni o beni

Kakül örtmüş o beni

Ben yarimi unutmam

Unutsa da o beni

Deyiş Mâni:

İki farklı kişinin ağzından söylenen manilere denir. Aşağıda Adile ve Ağa arasında söyleşme, deyiş şeklinde mani örneği vardır:

Adilem sen naçarsın

İnci mercan saçarsın

Dünya deniz olanda

Gönlüm nere kaçarsın

 

Ağam derim naçarım

İnci mercan saçarım

Dünya deniz olunca

Ben kuş olup kaçarım

 

Adilem sen naçarsın

La’l ü gevher saçarsın

Ben bir şahin olunca

Yavrum nere kaçarsın

 

Ağam derim naçarım

La’l ü gevher saçarım

Sen bir şahin olunca

Ben yerlere kaçarım

 

Adilem sen naçarsın

La’lü gevher saçarsın

Ben azrail olunca

Kuzum nere kaçarsın

 

Ağam derim naçarım

La’l ü gevher saçarım

Sen azrail olunca

Ben cennete kaçarım


Halk Edebiyatı Aşık Tarzı Nazım Şekli: Semai


Halk Edebiyatı Aşık Tarzı Nazım Şekli: Semai

Semai, Arapça bir kelimedir. İşitilerek ve bir kurala bağlı olmadan öğrenilen anlamındadır. Semai Halk Edebiyatı Aşık Tarzı Nazım Şekli olmakla birlikte aruzla yazılan semai örnekleri de vardır. Biçim olarak koşmayla aynı şekle sahip olan semai koşmadan farklı olarak 8’li hece ölçüsüne sahiptir. Bu yönüyle varsağı nazım şekline benzer. 4+4 duraklı veya duraksız yazılabilen semailer, 3-5 dörtlük arasında yazılır. Semai örneği:

 

Gönül gurbet ele varma

Ya gelinir ya gelinmez

Her dilbere meyil verme

Ya sevilir ya sevilmez

 

Yürüktür bizim atımız

Yardan atlattı zatımız

Gurbet elde kıymatımız

Ya bilinir ya bilinmez

 

Bahçemizde nar ağacı

Kimi tatlı kimi acı

Gönüldeki derd ilacı

Ya bulunur ya bulunmaz

(Erzurumlu Emrah)






Eski Türk Edebiyatı (Klasik Türk Edebiyatı-Divan Edebiyatı) Yüzyıllar, Sanatçılar ve Eserleri: 14. Yüzyıl

 

14. Yüzyıl Eski Türk Edebiyatı

 

1.       Anadolu Selçuklu Devleti 1243'te (Kösedağ Savaşı) Moğollara yenildi. Anadolu'da Selçuklu hakimiyeti kalmayınca beylikler dönemi başladı. Bu da Türkçe'nin ve Türk edebiyatının önünün açtı. Osmanoğulları, Germiyanoğulları, Karamanoğulları, Aydınoğulları, Menteşeoğulları gibi çok sayıda beylik, Türkçeye hizmet etmeye başladı. Beyliklerde yaşayan beyler, Türkçeyi ön plana çıkardı.

2.       Bu dönemde eserlerinde Türkçe kelime sayısı yüksektir.

3.       Ancak eserlerde aruzu kusuru boldur. Aruz uzun ünlülerle yazıldığı için Türkçe kelimelerin çokluğu aruz kusurlarını artırmıştır.

4.       Dönemin eserleri dini, tasavvufi içerikli eserlerdir. Beyliklerin ve Anadolu'nun içinde bulunduğu güç koşullar ve kargaşa, din ve tasavvufun eserlerde fazla yer almasına sebep olmuş olabilir.

5.       Aruzun çok kullanılan vezinleri, sık kullanılan hece vezinlerine yakın olan vezinler olmuştur. Mesela 11'li hece ölçüsüne yakın olan Fâilâtün, Fâilâtün, Fâilün vezninin tercih edilmesi gibi.

6.       Bu dönemde, tercüme sayısı fazladır.

7.       Gazel ve kaside sayısı azdır. Kaside sunulacak kişi sayısı da sınırlıdır. Gazel henüz yaygınlaşmamıştır.

8.       Kurucu şairler bu dönemdir. Mesela Ahmedî, kasidede ilk defa şitaiye, temmuziye, bahariyeye yer verdiği için türün kurucusu konumuna geçmiştir.

 

Yunus Emre

Hayatı hakkında bilinenler çok azdır. Bilgiler bu dönemdeki menakıbnamelerden alınmadır. Yaşadığ yüzyılla ilgili tartışmalar da mevcuttur.

Anadolu'da hem divan hem mesnevi sahibi ilk şairdir. Divan ve Risaletü'n Nushiye onun iki önemli eseridir.

Şiirlerinden iyi bir eğitim aldığını anlamak mümkündür.Dini kaynaklardan Farsça eserlere kadar her konudaki bilgisi eserlerine yansımıştır. Türkçenin zirve şahsiyetlerinden biridir.

Çok sevilen bir şair olduğu için Yunus Emre mahlasıyla yazılmış birçok şiirin tam olarak kime ait olduğu bilinmemektedir. Asıl Yunus ve diğer Yunusların şiirleri birbirine karışmış durumdadır.

 

Şeyyad Hamza

1348'deki Veba salgını hakkında bilgi verdiği için bu yüzyıla dahil edilmiştir. Ancak yaşadığı yüzyıl Ahmed Fakih gibi tartışmalıdır.

Heceyle de aruzla da şiirler yazmıştır.

Yusuf u Züleyha, Kuran-ı Kerim'deki Yusuf Kıssası mülhem yazılmış dini-tasavvufi mesnevinin Anadolu'daki ilk örneğidir.

Dâstân-ı Sultan Mahmud diğer eseridir. 79 beyitlik bu küçük mesnevi, Sultan Mahmud'la bir dervişin karşılaşmasını anlatır. Mesnevide Sultan Mahmud maddeyi, yoksul derviş manayı temsil eder.

Ahval-i Kıyamet ise kıyametin hallerini anlatır.

Mirac-name adlı eseri Peygamberimiz Hazret-i Muhammed'in miraca çıkışını anlatır.

Vefat-ı Hazret-i Muhammed adlı diğer eseri ise Peygamberimiz Hazret-i Muhammed'in ölümün anlatır.

 

Gülşehri

Aşık Paşa'dan önce Anadolu'nun önemli kültür merkezi Kırşehir'de yetişmiş bir şairdir.

Gülşehri'nin ilk eseri Felek-name'dir. Dini, tasavvufi içerlidir ve Farsçadır. Eserinde Mevlana'nın Mesnevi adlı eserinden faydalanmıştır.

Feridüddin Attar'ın Mantıku't Tayr adlı mesnevisini Türkçeye çevirmiştir. Ancak eser çeviriyi aşmış, hikayeye kendinden bölümler eklemiştir. Bu haliyle Gülşehri, Türk edebiyatının ilk fabl yazarı olmuştur.

Aruz-ı Gülşehri adlı eseri de aruz hakkında bilgi veren önemli bir eserdir. 16 varak ve Farsçadır.

Kuduri Tercümesi varlığı bilinen ancak elde bulunmayan bir eserdir.

Keramat-ı Ahi Evran 164 beyitlik Türkçe bir mesnevidir.Ahi Evran'ın kerametleri anlatılır.

Gülşehri Mevlana'nın Mesnevi-i Manevi adlı eserini tercüme ve şerh etmiştir.

Türk edebiyatında ilk defa mahlas kullanan şair Gülşehri'dir.

Gülşehri, neden Türkçeyi tercih ettiğini ve Türkçe sevgisini şöyle anlatır:

Ben bu Türkî defterin çün dürmeyem

Pârisîçesi-y-ile degşürmeyem

Kimse böyle tonlu söz söylemedi

Kimse bundan yig kitâb eylemedi

 

Aşık Paşa

1272 Kırşehir doğumlu bir şairdir. Asıl adı Ali, mahlası Aşık'tır. Baba İlyas'ın torunudur. Döneminin iyi eğitim almış, alim kimselerindendir.

Garib-name

Tercüme eserlerin ve Farsça eserlerin bol olduğu bir dönemde telif eser olması yönüyle dikkat çekicidir. Hacimli bir eserdir. 10613 beyitten oluşur.

Aşık Paşa, Türkçeye verdiği önemle dikkat çeken bir isimdir: "Eserini Türk milleti için yazar. Türkçenin o devirde hor görüldüğünü, her dilin araştırılıp incelendiğini, öteki dillerde eserler verildiğini, Türk dili ile kimsenin ilgilenmediğini,

bu durumu Türk milletinin de bilmediğini ve Garib-nâme adlı eserini bunun için yazdığını,böylece Türklüğün kendi dilinde eserler okuyup hikmetlere ulaşmasını ve mahrum

kalmamasını ister." (Garibname-Kemal Yavuz) Bunu şu beyitlerde dile getirir:

 

Gerçi kim söylendi bunda Türk dili

İlla ma‘lum oldı ma‘nî menzili

 

Türk diline kimsene bakmaz-ıdı

Türklere hergiz gönül akmaz-ıdı

 

Türk dahı bilmez-idi ol dilleri

İnce yolı ol ulu menzilleri

 

Bu Garîb-nâme anın geldi dile

Kim bu dil ehli dahı ma‘ni bile

.....

Tâ ki mahrûm kalmaya Türkler dakı

Türk dilinde anlayalar ol Hak’ı

 

Aşık Paşa'nın diğer eserleri şunlardır:

Fakrnâme

Vasf-ı Hâl

Kimya Risâlesi

Hikâye

 

Elvan Çelebi

Aşık Paşa'nın oğludur. Babailer İsyani hakkında bilgi verir. Büyük Dedesi Baba İlyas'ın başından geçenleri Menakıbü'l Kudsiye fi Menasibi'l Ünsiye adlı eseri yazıyor. Türk edebiyatının ilk menakıbnamesidir. Selçuklu Devleti'ni uğraştıran Babailer İsyanı hakkında önemli bilgiler bu eserde yer alır.

 

Hoca Mesud

Süheyl ü Nevbahar'ı Farsçadan tercüme ettiğin söylemiştir. Farsçada böyle bir eser yoktur. Arapça-Farsça kelimelerin Türkçede nasıl kullanıldıklarını göstermesi açısından ilginçtir.

Diğer eseri Bostan'dan yaptığı çeviridir. Eserin adı Ferhengname-i Sadi'dir.

 

Yusuf Meddah

Dört mesnevi yazmıştır. Hamse sahibi olmaya çok yaklaşmış bir isimdir.

Varaka ve Gülşah, yaklaşık 1700 beyittir. 1342'de Sivas'ta yazmıştır. Altı bölümdür.

Hâmûşnâme, Farsça olan mesnevi 699’da (1300) kaleme alınmıştır. Erzincan'da Yusuf'u Meddah'ın ağzından kaçırdığı bir sözün başına iş açması üzerine yazmıştır. Dilini tutmanın gerekliliğini anlatan on hikâye bulunur.

Dâsitân-ı İblîs aleyhi’l-la‘ne, yaklaşık 240 beyit olup aruzun “fâilâtün fâilâtün fâilün” kalıbıyla nazmedilmiştir. Tercümedir.

Maktel-i Hüseyin, Şevval 763’te (Ağustos 1362), “Kötürüm” lakabıyla anılan Candaroğlu Hükümdarı Celâleddin Bayezid adına Şiî âlimlerinden Ebû Mihnef’in aynı adlı eserinden tercüme edilen mesnevi 2824 beyittir. On meclisten oluşur.

Eski Türk Edebiyatı (Klasik Türk Edebiyatı-Divan Edebiyatı) Yüzyıllar, Sanatçılar ve Eserleri: 13. Yüzyıl

 

13. Yüzyıl


Eski Türk Edebiyatı (Klasik Türk Edebiyatı-Divan Edebiyatı) Yüzyıllar, Sanatçılar ve Eserleri: 13. Yüzyıl

Mevlana Celalettin Rumi


Mevlana Celalettin Rumi, bütün eserlerini Farsça yazmıştır.
Divan-ı Kebir ve Mesnevi-i Manevi olarak bilinen eserleri kendisi yazmıştır.
Mesnevi-i Manevi'yi Hüsamettin Çelebi yazdığı için bu esere Hüsami-name adını vermiştir.
Mevlana'nın hayatında Şems-i Tebrizi önemlidi. Şems-i Tebrizi, onun coşkunca şiirler yazmada ona yardımcı olduğu için Mevlana kendine Şems'i rehber edinmiştir. Şiirlerinde de Şems mahlasını kullanmıştır. Şems bir süre sonra ondan ayrılınca da Mevlana bu defa susmuş anlamında Hamuş ifadesini mahlas olarak kullanmıştır.
Mevlana'nın Mesnevi ve Divan'ı dışındaki eserleri takipçileri tarafından kaleme alınmıştır. Fihi Ma Fih adlı eseri de onun çeşitli konularda sorulan sorulara verdiği cevaplardan oluşur. Mecalis-i Seba da onun 7 hutbesinden oluşur. Mektubat ise din ve devlet adamlarına gönderdiği mektuplardan oluşur.

Sultan Veled

13. yüzyılda yaşamış ikinci isim Mevlana'nın oğlu Sultan Veled'tir. Sultan Veled de bütün eserlerini Farsça (Tatça, Tat dili) yazmıştır. Ancak Sultan Veled, Türkçe bilmediği için şiirlerini Farsça yazdığını ifade etmiştir. Sultan Veled, eserlerinde 367 beyti Türkçe kaleme almıştır. Bu yönüyle birkaç beyit Türkçe şiir yazan babası Mevlana'dan daha fazla Türkçeye, Türk diline ve edebiyatına hizmet etmiştir.
İbtidaname, İntihane ve Rebabname onun en bilinen üç eseridir.

Sultan Veled'in İbtidaname Türkçe bilmediği için eserlerini Farsça yazdığını ifade ettiği bölüm. Sultan Veled, bu satırları Türkçe yazmıştır:


Türk dilin bilürmiseydüm ben
Söz ile bellü göstereydüm ben

Bildüreydüm halayıka söz ile
Görelerde yaratganı göz ile

Tatça aydam ne kim dilersiz siz
Bula siz kimseyi ki bulduk biz



Ahmed Fakih

Yaşadığı yüzyıl konusunda birçok görüş bulunan Ahmed Fakih'i bu yüzyıla dahil edenler mevcuttur. Ahmed Fakih, diğer iki isimden farklı olarak artık tamamen Türkçe eserler yazmıştır. Eserlerinin isimleri Çarhname ve Kitab-ı Evsaf-ı Mesacidi'ş-Şerife'dir. 
Çarhname, kaside nazım biçimiyle yazılmıştır. Methiye değildir. Dini-tasavvufi içerikli bir eserdir. 100 beyitten oluşmuştur. 17 beytin olduğu sayfa koptuğu için 83 beyit elimizdedir. Eser, Eğirdirli Hacı Kemal'in Camiü'n-Nezair adlı eserinde kayıtlıdır. 
Kitab-ı Evsaf-ı Mesacidi'ş-Şerife 347 beyitlik bir mesnevidir. Çarhname şairi eğer bu yüzyılda yaşadıysa Anadolu'da yazılan ilk mesnevi, Kitab-ı Evsaf-ı Mesacidi'ş-Şerife'dir. Kitapta; Mescid-i Aksa, Mescid-i Nebevi gibi yüce mescitlerin özellikleri anlatılır.


Divan Edebiyatı Nazım Şekilleri ve Örnekleri (Gazel, Kaside, Mesnevi, Kıta, Rubai, Tuyug, Şarkı, Murabba, Muhammes, Terciibent, Terkibibent)

Divan Edebiyatı Nazım Şekilleri

 

A. Beyitlerle Yazılanlar

Kaside Nazım Şekli ve Fuzuli'nin Su Kasidesi Bir Başka Kaside Nedim'in İstanbul Kasidesi Kaside-beçe Örneği

Gazel Nazım Şekli ve Örnekleri

Mesnevi Nazım Şekli ve Örneği Bir Başka Mesnevi Örneği

Kıta Nazım Şekli ve Örneği

Müstezad Nazım Şekli ve Müstezad Örneği

Nazım Şekli ve Nazım Örneği


B. Bentlerle Yazılan Nazım Şekilleri

a. Tek Dörtlükle Yazılan Nazım Şekilleri

Rubai ve Rubai Örneği

Tuyug ve Tuyug Örneği


b. Birden Fazla Dörtlük veya Bentle Yazılan Nazım Şekilleri

Bir gazelin üstüne mısralar ekleyip gazeldeki mısra sayısı artışıyla yapılan nazım şekilleri:

Terbi (Dörtleme) Nazım Şekli ve Örneği

Tahmis (Beşleme) Nazım Şekli ve Örneği

Tesdis (Altılama) Nazım Şekli ve Örneği

Taştir (Yarma, Bölme Yoluyla Beşleme) Nazım Şekli ve Örneği


Orijanalinde dörtlük, beşlik, altılık olan nazım şekilleri:

Murabba (Dörtlü) Nazım Şekli ve Örneği

Şarkı Örneği ve Anlatımı 

Muhammes (Beşli) Nazım Şekli ve Örneği Tardiye ve Tardiye Örneği

Müseddes (Altılı)  Nazım Şekli ve Örneği


Her gazeli bir bent kabul edip bu gazellerin bir araya getirilmesiyle oluşturulan nazım şekilleri:

Terci-i Bent (Terciibent) Nazım Şekli ve Örneği

Terkib-i Bent (Terkibibent) Nazım Şekli ve Örneği


Divan Edebiyatı Nazım Türleri


Divan Edebiyatı'nda farklı nazım şekilleriyle (kaside, mesnevi, gazel, terciibent, terkibibent, muhammes...) yazılan bazı şiirler, konu yönüyle gruplandırılır. Konusuna göre şiir türleri ve örnekleri:

Tevhid Örneği

Münacat/Münacaat Örneği

Na't /Naat Örneği

Bahariye Örneği

Temmuziye Örneği

Rahşiye / Esbiye Örneği

Mersiye Örneği



Divan Edebiyatı Nazım Şekilleri testleri aşağıdadır. 

Test giriş şifresi hepsi için 

4024


Divan Edebiyatı Nazım Şekilleri 1: Kaside

https://forms.gle/u6BEf5twUXboT4hP9


Divan Edebiyatı Nazım Şekilleri 2: Gazel

https://forms.gle/JrKzgfbSztNDx78z8


Divan Edebiyatı Nazım Şekilleri 3: Diğerleri

https://forms.gle/zqm4Z2ydfcLErfMz8


Halk Edebiyatı Nazım Şekilleri ve Türleri

https://forms.gle/Hjzv3Ehxqxb6t2jd8


Ek-Kök-Gövde Yapım ve Çekim Ekleri

https://forms.gle/85EbXFVWmM4ATgNm9





Münacat/Münacaat Nazım Türü ve Örneği


Allah'a yalvarma, yakarma konusunda yazılmış şiirlere münacat denir. Mesnevi, kaside gibi nazım şekilleriyle yazılan münacatlara bir örnek:


MÜNÂCÂT (Kaside Nazım Şekliyle)-Yenişehirli Avni Bey Divanı

Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilün

Çünki sen âyîne-i kevne tecellâ eyledün

Öz cemâlün çeşm-i’ âşıkdan temâşâ eyledün


Manî-i lâhutûnı nâsûtda ızhâr içün

Âdeme sûret virüp Ta’lîm-i Esma eyledün


Cümle mektûmâtını halvet-sarây-ı gaybınun

Zîver-i levh-i şuhûd itdün hüveydâ eyledün


Küll-i mutlak eyleyüp cüz’i mukayyetden zuhûr

Sûret-i her katreyi mir’ât-ı deryâ eyledün


Eyleyüp her zerreyi bir ‘âşık-ı Musâ talep

Kâ’inâtı gark-ı envâr-ı tecellâ eyledün


Gösterüp lavh-i âdemde bî-aded nakş-ıbedî’

Sırrını a’yâna bu sûretle ifşâ eyledün


Gark idüp Fir'avnı bahr-i pür-hurûş-ı hayrete

Feylesûf-ı âkl-ı hikmet-dânı rüsvâ eyledün

                                           

Bir nefesle Meryemi dem-saz-ı Cibrîl eyleyüp

Rûh virdün kâlıb-ı mevhûma ‘Îsâ eyledün


Cennet-i dîdardan sahrâya saldun nâ-gehân

Âdemi şûrîde-i hicrân-ı Havvâ eyledün


Kanda varsa bir Halîl-i aksedün der-hâl anı

Mancınîk-i ‘aşkla nirâne ilkâ eyledün


Muhlisîn-i Âstânun kurbunı teşrîf için

Her mahâlde bin belâ hâzır müheyyâ eyledün


Nârî-i ‘ulvî-nijâdı yerde ednâl-halk edüp

Hâkî-i üftâdeyi göklerde i’lâ eyledün


Kef-dirâz itdün Züleyhâ’yı visâl-i Yûsufâ

Yûsufı sîlî-zen-i dest-i Züleyhâ eyledün


Perde-i dîdârun oldı şiddet-i fart-ı zuhûr

Kenüni çeşm-i dil ü cân içre ihfâ eyledün


Gülistân-ı hüsni feyz-âbâd-ı âşûb itmege

Sû-be-sû hûn-ı dil-i ‘aşıkla iskâ eyledün


'Aklı mecnûn eyleyüp dârü'ş-şifâ-yı 'aşkda

Kaysı zencîr-ülfet-i gîsû-yı Leyla eyledün


Pertev-i mihr-i cemâlün berk urup büt-hânede

‘Âşıkı zînet-perest-i Lât ü ‘Uzzâ eyledün


Her reg-i berg-i teri bu gül-şen-i îcâda

Cûybâr-i feyz-i isticlâya mecrâ eyledün

    

Perde-i zülf-i bütândan gösterüp bin şu’bede

Dilleri zünnâr-bend-i kayd-ı sevdâ eyledün


Mehd-i îcâda vürûd içün mevâlid-i selâs

Ümmehât-ı çârı dem-sâz-ı nüh-âbâ eyledün


Kâfiri meşgûl-i dünyâ zâhidi 'ukbâ-pesend

'Âşıkı behrem -zen-i dünyâ vü 'ukbaâ eyledün


Hem ene’l-Hak söyledün zîr-i leb-i Mansurdân

Hem cezâ-yı töhmet-i Mansûrı icrâ eyledün


Dil-fedâ-yı sûret-i mekr eyleyüp bî-dilleri

Mübtelâ-yı nakş-ı dîvâr-i kilisâ eyledün


Nârdan güller bititdün sengden mâ’-i ma’în

Çûpdan izhâr-i ejderhâ-yı Mûsâ eyledün


Hikmetün her kanda iş’âl eylemişse bir çerâg

Şeş-cihetden lâ-yu’âd pervâne peydâ eyledün


Eyleyüp feyz-i vücûdun nefh-i ‘Îsâdan zuhûr

Mürde-i sad sâle-i nâ-bûdı ihyâ eyledün


Lügaz/Lugaz ve Muamma Türleri ve Örnekleri

 

Divan şiirinde bilmece şeklinde şiirler yazılırdı. Eğer bir nesne, varlık veya şeyin adı şiire gizlenirse lugaz/lügaz denirdi. Şiire bir kişinin adı saklanırsa bu durumda şiirin türü muamma olurdu.


Şeyah Galib-LÜGAZ

 

1

Kimdir ol merd-i ehl-i derd-i za’îf

Ki olur herkes ile yâr u harîf

 

Bir kulağı delik kalenderdir

N’eylesin âh ederse muztardır

 

Mescide girse âşikâr olamaz

Nây u ûd olmasa safâ bulamaz

 

 

Bir aceb fâsık-ı mürâ’îdir

Zevkı bu meşrebi havâ’îdir

 

Vardığı yerde kârı efsûndur

Ufalandıkça kadri efzûndur

 

Yedilir bir kıl ile bir niçesi

Olmaz âsûde gündüzü gecesi

 

Sikkesiz nakddır olur râ’ic

Kârı hüsrândan değil hâric

 

Sararıp çehresi b(e)nizi solmuş

Çekecek hâli kalmamış tolmuş

 

Yalnız bir yere girer basılır

Düşüp irfân kaydına asılır

 

Hızr ile ülfet eylemiş niçe dem

Kîmyâ gibi hoş tutar âlem

 

Ayağı yokdur fakat dizi vardır

Câmesinde yazı çizi vardır

 

Beşini tarh edince buldu vücûd

Zann-ı Gâlibde vasfı nâ-ma’dûd

 

2

Nedir ol sûreti-i pâk-i merğûb

Aşikâr anda safâyâ-yı kulûb

 

Şeh değil her yeri tebdîl gezer

Kimisi bilmez anı kim sezer

 

Eyler envâ’-ı müzâhirde bürûz

Gâh mihr ü meh olur geh şeb ü rûz

 

İsm yâd olmaz o sırr-ı pâke

Kıl nazar âyîne-i idrâke

 

Aslı ge cânlı vü geh cânsızdır

Bunu fehm etmeyen iz’ânsızdır

 

Ehl-i irfânladır ülfeti hep

Meyli ahmaklara çokdur bu aceb

 

Bilir ekser anı pîr ü bernâ

Lîk mâhiyyeti mechûl ammâ

 

Zâta yok rağbeti evsâf iledir

Mâye-i şöhreti çok lâf iledir

 

Hîç yalan söylemez ammâ o harîf

Toğrısı az bulunur çoğu sahîf

 

Okur erbâb-ı sühan gûn-â-gûn

Gûyiyâ bir gazel-i nâ-mevzûn

 

Var derûnunda bilinmez şeyler

Yelle yuf her biri bir kal’a değer

 

Gâlib endîşeni seyr et bir kez

Çocuk oyuncağı şeydir bu lügaz


Âşık Ruhsatî Koşmasında İsim ve Sıfat Tamlamaları Tahlili

Sıfat Tamlaması deli gönül Tamlayan: deli (Niteleme Sıfatı) Tamlanan: gönül (İsim) ...